Çorum ve Hattuşa'da Gezilecek Yerler: Hitit Başkenti Rehberi
Çorum'u UNESCO listesindeki Hitit başkenti Hattuşa, Yazılıkaya, Alacahöyük ve Şapinuva ile 5 km'lik alanın gerçeğini anlatarak planlayan rehber.
Haritada gezilecek yerler
15 noktaNumaralar yazıdaki sıralamayla eşleşir. Pin’e dokunup yol tarifi alabilirsiniz.
--- title: "Çorum ve Hattuşa gezi rehberi: Bir tunç çağı imparatorluğunun başkenti" description: "Çorum ve Hattuşa için dürüst bir rehber: Hitit başkenti ve UNESCO Dünya Mirası Hattuşa'nın 5 km'lik çevresi nasıl gezilir, Yazılıkaya, Alacahöyük, Şapinuva, Çorum Müzesi, İskilip ve Osmancık, ne zaman gidilir, ne yenir, rehber gerekir mi." city: "Çorum" lang: "tr" ---
Çorum: kimsenin listesine yazmadığı il, bir imparatorluğun başkenti
Türkiye'de gezi planı yapan çok az kişi Çorum yazar. İl adı çoğu insanın zihninde leblebiyle eşleşir, orada biter. Oysa bu ilin sınırları içinde, Boğazkale ilçesinde, MÖ 2. binyılda Mısır ile eşit güçte bir devletin başkenti duruyor: Hattuşa. Hitit İmparatorluğu'nun yönetildiği yer burasıydı ve bugün UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde.
Buranın niye önemli olduğunu tek bir belgeyle anlatmak mümkün. Hattuşa'da bulunan çivi yazılı tabletler arşivinin içinden Kadeş Antlaşması'nın metni çıktı. Bilinen en eski barış antlaşması. Bir kopyası bugün Birleşmiş Milletler binasında asılı duruyor. Yani uluslararası diplomasinin ilk yazılı örneği, Çorum'un bir tepesinde toprak altından çıkarıldı. Bunu bilerek o tepeye çıkmakla bilmeden çıkmak aynı gezi değil.
Kime uygun? Arkeolojiye gerçekten meraklı olanlara, okumayı seven ve gezeceği yeri önceden çalışan insanlara, kalabalıktan uzak durmak isteyenlere. Kime uygun değil? Gezisini fotoğraf üzerine kuranlara ve hazır bir manzara bekleyenlere. Burada sizi karşılayan şey mermer sütunlar değil, taş temeller.
En sık yapılan hata da tam bu noktada. İnsanlar Hattuşa'ya Efes gibi bir yer bekleyerek geliyor: yürünecek bir cadde, ayakta duran cepheler, kompakt bir alan. Karşılarına yaklaşık 5 km çevresi olan, engebeli, rüzgârlı, gölgesiz bir yamaç çıkıyor ve yüzeyde çoğunlukla temel seviyesinde duvarlar görüyorlar. Kırk dakika sonra "burada bir şey yok" diyip arabaya biniyorlar. Yokluk alanın değil, hazırlığın yokluğu. Kimse onlara neye baktıklarını söylememiş. Bu rehber tam olarak bunu düzeltmek için yazıldı.
Hızlı cevap
Çorum, Hattuşa için gidilen ve hazırlıksız gelen ziyaretçiyi hayal kırıklığına uğratan, hazırlıklı geleni ise Türkiye'deki çok az yerin doyurabileceği kadar doyuran bir arkeoloji rotası.
- Sıra önemli: önce Çorum Müzesi ya da Boğazkale Müzesi, sonra ören yeri. Ters yaparsanız gezi zayıflıyor.
- Hattuşa yürüyerek tek turda gezilen bir yer değil. Çevresi yaklaşık 5 km, engebeli ve gölgesiz. Çoğu ziyaretçi kapılar arasında araçla ilerliyor.
- Araç fiilen şart. Boğazkale, Alacahöyük ve Şapinuva arasında toplu taşımayla dolaşmak gerçekçi değil.
- En iyi zaman ilkbahar ve sonbahar. Yayla kışın soğuk ve açık, yazın gölgesiz.
1. Çorum Müzesi
Bu geziye başlamanın doğru yeri Hattuşa değil, burası. Çorum şehir merkezindeki arkeoloji müzesi, ilin içinden çıkan Hitit buluntularını toplu halde gösteriyor. Boğazkale'ye 80 kilometreyi geçen bir yol var ve o yolu müzeye uğramadan yapmak, gezinin yarısını atmak demek.
Sebebi basit. Hattuşa'da yüzeyde gördükleriniz temel duvarları, kapı eşikleri ve depo çukurları. O boşluğu doldurmayı size kimse yapmıyor, kendiniz yapmak zorundasınız. Müzedeki tabletleri, kap kacağı, mühürleri, tanrı figürlerini gördükten sonra ören yerindeki boş bir dikdörtgen artık boş bir dikdörtgen olmuyor: içinde ne durduğunu tahmin edebiliyorsunuz.
Müzede sadece Hitit dönemi de yok. Bölge Kalkolitik'ten Osmanlı'ya kadar kesintisiz yerleşilmiş bir yer ve sergi bunu izliyor. Yarım gün değil ama iki saat ayırın. Açık olduğu günler ve giriş koşulları değişebiliyor, gitmeden resmî kaynaktan teyit edin.
2. Çorum Saat Kulesi
Şehir merkezinde, Gazi Caddesi üzerinde duran 19. yüzyıl kulesi. Dürüst olalım: bu kule tek başına Çorum'a gitme sebebi değil ve öyleymiş gibi anlatan rehberlere inanmayın. Anadolu'da onlarca benzeri var.
Buraya listede yer vermemizin sebebi başka. Çorum'un merkezinde durup çevresine bakacaksanız, o durma noktası burası. Kulenin etrafındaki çarşı, ilin gündelik hayatının olduğu yer: leblebicilerin dükkânları, bakır ve hırdavat sıraları, esnaf lokantaları. Hattuşa'ya gitmeden önceki akşamı ya da dönüş gününü burada bir saat yürüyerek geçirmek, ile bir yüz kazandırıyor.
Yakında Ulu Cami ve eski çarşı dokusu var, aynı yürüyüşün içinde kalıyor. Beklentiyi doğru kurun: burası bir gezi durağı değil, bir mola. Kuleye çıkılmıyor, dışarıdan görülen bir yapı. Yirmi dakikayla bir saat arası ayırın, fazlası gerekmiyor.
3. Boğazkale Müzesi
Ören yerinin kendi müzesi, Boğazkale yerleşiminin içinde. Çorum Müzesi'ne uğrayamadıysanız burası zorunlu durak, uğradıysanız yine de girin: bu müze doğrudan Hattuşa kazılarından çıkan malzemeyi tutuyor ve alanla arasında bir bağ var.
Burada bir şeyi netleştirmek gerekiyor, çünkü ziyaretçilerin çoğu bunu yanlış biliyor. Hattuşa'da kapılarda gördüğünüz aslanlar ve tanrı kabartması yerinde duran orijinaller değil. Orijinaller aşınmasın diye koruma altına alındı, yerlerine kopyaları kondu. Yani taşın gerçek yüzeyini, işçiliğini, aleti tutan elin izini görmek istiyorsanız müzeye girmeniz gerekiyor. Dışarıda gördüğünüz şey biçim, içeride gördüğünüz şey sanat.
Müze küçük ve bir saati geçmiyor. Ama girişten önce yapılan bu bir saat, sonraki üç saatin kalitesini belirliyor. Giriş koşullarını ve saatleri resmî kaynaktan teyit edin.
4. Hattuşa
Hitit İmparatorluğu'nun başkenti ve UNESCO Dünya Mirası. Alanın kendisi hakkında bilmeniz gereken ilk şey ölçek. Şehrin surlarla çevrili alanı yaklaşık 5 km'lik bir çevre çiziyor, engebeli bir yamaca yayılıyor ve aşağı şehir ile yukarı şehir arasında ciddi bir kot farkı var. Bu bir ören yeri değil, bir şehrin arazisi.
Girişten sonra ilk karşılaştığınız yapı Büyük Mabet, aşağı şehirdeki tapınak kompleksi. Fırtına Tanrısı ve Arinna'nın Güneş Tanrıçası'na adanmıştı ve etrafındaki yüzlerce oda depo ve arşiv işlevi görüyordu. Çivi yazılı tabletlerin bir kısmı bu bölgeden çıktı. Bugün ayakta duran şey temel duvarları ve devasa taş küvetler, ama planı okuyabiliyorsunuz: bir tapınak ve onu saran bir bürokrasi.
Yukarı doğru çıktıkça Büyükkale geliyor, kral kalesinin oturduğu kayalık tepe. Yönetim buradaydı ve arşivin ana bölümü burada bulundu. Kadeş Antlaşması'nın metni de bu arşivin içinden çıktı.
Ana pin olarak resmî kaynaklarda geçen alan koordinatını kullanıyoruz. Girişin tam yeri kuzeydeki Boğazkale tarafında; ören yerine tek noktadan giriliyor ve tabelalı.
5. Aslanlı Kapı
Surların güneybatı kapısı ve çoğu insanın zihnindeki Hattuşa görüntüsü burası. İki yanda kapıya bakan aslan heykelleri, arada geçit. Hititlerin kapı mimarisinde tekrar eden bir fikir var: kapı sadece bir açıklık değil, korunması gereken bir eşik. Aslanlar süs değil, bekçi.
Şunu tekrar edelim çünkü yerinde şaşırıyor insanlar: buradaki aslanlar kopya. Orijinaller korumaya alındı. Bu bir eksiklik değil, doğru bir müzecilik kararı, ama bilmeden gelirseniz "bunlar niye bu kadar yeni görünüyor" diye düşünüyorsunuz.
Kapının iki yanında sur duvarının restore edilmiş bölümüne dikkat edin. Hattuşa'da yıllar önce, dönemin tekniğiyle ve kerpiçle bir sur parçası yeniden inşa edildi. Bu parça, alanın geri kalanında hayal etmeniz gereken yüksekliği size gösteriyor: temel seviyesinde gördüğünüz her duvar aslında bunun kadar yükseliyordu. Alanı anlamak için en yararlı tek durak bu olabilir.
6. Yerkapı
Alanın en yüksek noktası ve en etkileyici mühendislik işi. Güneydeki sur hattı burada yapay bir toprak sete oturuyor, setin altından ise taşla örülmüş, yaklaşık 70 metre uzunluğunda bir tünel geçiyor. Tünelin içine giriliyor ve karşı tarafa çıkıyorsunuz.
Tünelin ne işe yaradığı tartışmalı. Kuşatma sırasında dışarıyla gizli bağlantı sağladığı yönünde bir yorum var, tören amaçlı bir geçit olduğu yönünde başka bir yorum. Kesin bilinen şey yapım tekniği: kemer değil, iki yandan birbirine yaslanan taşlarla kurulmuş bir üçgen kesit. Kemerin yaygınlaşmasından çok önce, bunu çözmüşler.
Setin üstüne çıkın. Hattuşa'nın bütün planını tek bakışta gördüğünüz yer burası ve aşağı şehre kadar olan mesafeyi gözünüzle ölçünce alanın büyüklüğü nihayet anlaşılıyor. Uyarı: rüzgâr burada sert eser ve gölge yok. Şapka ve rüzgârlık, yazın da kışın da işe yarıyor.
7. Kral Kapısı
Güneydoğu kapısı. Adı yanıltıcı: kapının içindeki kabartmada bir kral değil, silahlı bir tanrı figürü var. Miğferi, baltası ve kılıcıyla, profilden yürür pozisyonda. Erken araştırmacılar bunu kral sanmış, isim kalmış.
Bu figür Hitit kabartma sanatının en iyi örneklerinden biri ve yakından bakmaya değer: kas yapısı, kemerin işlenişi, elbisenin kıvrımları. Yine hatırlatalım, buradaki de kopya; orijinali Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde.
Kapının konumu Hattuşa'nın savunma mantığını gösteriyor. Kapılar surların en kolay yerinde değil, en dik ve en zor yerinde açılmış. Saldıran taraf kapıya ulaşmak için yokuş yukarı, açıkta ve surun altında ilerlemek zorunda. Bunu ancak yerinde durup aşağı baktığınızda görüyorsunuz.
Yerkapı'dan Kral Kapısı'na araç yoluyla iniyorsunuz, aradaki mesafe yürünebilir ama çoğu ziyaretçi arabayla geçiyor. Zamanınız kısıtlıysa Aslanlı Kapı, Yerkapı ve Kral Kapısı üçlüsü Hattuşa'nın omurgasıdır.
8. Yazılıkaya
Şehrin hemen dışında, kayaya oyulmuş açık hava tapınağı. Hattuşa'da göremediğiniz Hitit sanatını burada, yerinde ve orijinal haliyle görüyorsunuz. Bu, günün en yüksek getirili durağı olabilir.
İki oda var. A odasında yaklaşık 60'ı aşkın tanrı figürü, iki duvar boyunca karşılıklı yürüyen bir alay halinde işlenmiş: batı duvarında erkek tanrılar, doğu duvarında tanrıçalar, ortada Fırtına Tanrısı ile Güneş Tanrıçası buluşuyor. Figürlerin çoğunun adı Luvi hiyeroglifiyle yanına yazılmış. Bu bir sanat eseri olduğu kadar bir listedir: Hitit panteonunun resmî envanteri.
B odası daha küçük ve daha tuhaf. Girişini kanatlı, aslan başlı yaratıklar tutuyor. İçeride Kral IV. Tudhaliya, koruyucu tanrı Şarruma tarafından kucaklanmış halde. Bir de on iki yeraltı tanrısı ve kılıç biçiminde işlenmiş bir tanrı figürü var.
Kayanın rengi ve ışık gün içinde değişiyor, kabartmalar sabah ve ikindi yan ışığında çok daha okunaklı. Öğle güneşinde düzleşiyorlar.
9. Alacahöyük
Boğazkale'nin yaklaşık 25 km kuzeyinde, Alaca ilçesinde. Hattuşa'dan sonra buraya gelmek iyi çalışıyor, çünkü Alacahöyük küçük ve okunaklı: alanı bir saatte dolaşıyorsunuz ve planı gözünüzle takip edebiliyorsunuz.
Ünlü olduğu şey Sfenksli Kapı. İki yanda, kapıya bakan sfenks figürleri ve çevresinde kabartmalı taşlar: kurban sahneleri, boğa, müzisyenler, akrobatlar. Hattuşa'nın kapıları güç gösteriyorsa, buradaki kabartmalar tören anlatıyor.
Asıl büyük hikâye ise yüzeyde değil. Alacahöyük'ün altındaki kral mezarlarından çıkan tunç standartlar, Türkiye'deki müze afişlerinde ve tanıtımlarda gördüğünüz o geyik ve boğa figürleri, buradan çıktı ve Hitit öncesi Erken Tunç Çağı'na ait. Yani Hititler buraya geldiğinde bu höyük zaten bin yıllıktı. Orijinaller Ankara'da, burada replikalar ve yerinde bir müze var.
Sfenksler de kopya. Alışın.
10. Eskiyapar Höyüğü
Alaca ile Çorum arasında, yol kenarında bir höyük. Dürüst olacağız: burası düzenlenmiş bir ören yeri değil. Tabela, yürüyüş yolu, bilgilendirme panosu beklemeyin. Gördüğünüz şey bir tepe ve kazı izleri.
Buraya niye listeye koyduk? Çünkü bu gezinin bir teması var ve o tema höyük. Anadolu'da bir yerleşim yıkılınca yenisi eskisinin üstüne kuruluyor ve bin yıllar boyunca tepe yükseliyor. Eskiyapar'da Kalkolitik'ten Frig dönemine kadar üst üste yerleşim katmanları saptandı ve buradan Hitit dönemine ait değerli metal eserler çıktı.
Alacahöyük'ü ya da Hattuşa'yı gezip höyük mantığını merak ettiyseniz, işlenmemiş halini burada görüyorsunuz: sadece toprak, sadece zaman. On dakikalık bir durak ve yol üstünde. Höyük arkeolojisi ilginizi çekmiyorsa gönül rahatlığıyla atlayın, kimse size kızmaz.
11. Şapinuva
Ortaköy ilçesinde, Çorum merkezine yaklaşık 55 km. Hattuşa'dan sonra Hitit dünyasının ikinci büyük merkezi ve buranın hikâyesi az bilindiği için daha da ilginç.
Kazılarda dört bine yakın çivi yazılı tablet ve parça bulundu. Hititçe, Hattice, Hurrice ve Akkadça yazılmış metinler: dinî törenler, askerî yazışmalar, kehanet kayıtları. Bir de 3.300 yıllık tunç bir savaşçı miğferi çıktı buradan. Yazışmalardan anlaşıldığı kadarıyla bir dönem kraliyet ailesi doğrudan burada oturmuş, yani şehir bir taşra kasabası değil, ikinci bir yönetim merkeziydi.
Beklentiyi doğru kurun. Şapinuva bir turist ören yeri değil, aktif bir kazı alanı. Yüzeyde göreceğiniz şey Hattuşa'dakinden bile az: temeller, kazı kesitleri, koruma örtüleri. Buraya gelmenin sebebi manzara değil, bağlam. Hattuşa'yı gezip Hitit devletinin nasıl işlediğini merak ettiyseniz burası ikinci parça. Merak etmediyseniz, atlayın. Ziyaret koşullarını gitmeden resmî kaynaktan teyit edin.
12. İncesu Kanyonu
Şapinuva'nın hemen yakınında, Ortaköy'ün güneyinde. Bu geziye biraz nefes katan tek durak sayılabilir, çünkü Çorum programı yoğun biçimde taş ve toprak üzerine kurulu.
Kanyonun içinde eski bir kervansaray ve kaya oyma yapılar olduğu biliniyor, bölgede tarihî yol geçtiği için. Yürüyüş ve doğa açısından ilgi çekici, özellikle ilkbaharda su varken.
Burada dürüst olmamız gereken bir nokta var: elimizdeki koordinat yaklaşık. Kanyonu bağımsız bir haritalama kaynağında tek bir noktaya oturtamadık, dolayısıyla pin size bölgeyi gösteriyor, kesin girişi değil. Yola çıkmadan önce Ortaköy tarafında yol tarifini ve alanın erişime açık olup olmadığını teyit edin. Kanyon yürüyüşleri mevsime ve su seviyesine göre değişiyor.
Şapinuva ile aynı gün içinde birleştirmek mantıklı, ikisi yan yana. Ayrı bir gün ayırmayın.
13. İskilip Kalesi
Çorum merkezinin kuzeybatısında, yaklaşık 55 km. Bu durak Hitit rotasının parçası değil, bambaşka bir şey ve programınıza üçüncü gün eklemek isterseniz doğru adres.
İskilip kasabasının tam ortasında, tek parça bir kaya kütlesi yükseliyor ve kale onun üstünde. Kayanın içine oyulmuş Roma dönemine tarihlenen kaya mezarları var, yüzeyde açıkça görülüyorlar. Kasaba kalenin eteğine, dar sokaklarla ve avlulu evlerle yapışmış.
Buraya çıkmanın sebebi kalenin kendisi değil, aşağıya bakmak. Yukarıdan İskilip'in dokusu tek bakışta okunuyor: çatılar, avlular, cami minareleri ve arkada dağlar. Türkiye'de böyle bozulmadan kalmış kasaba silueti azaldı.
Tırmanış dik ve zeminler engebeli, düzenli yürümeyen biri için gerçek bir efor. Yol ve erişim koşullarını yerinde sorun. Aşağıdaki eski İskilip için de yarım saat ayırın, kale kadar değerli.
14. Kapılıkaya Kaya Mezarı
Laçin ilçesinde, Çorum ile Osmancık arasında. Vadiye bakan bir kaya yüzüne oyulmuş anıt mezar. Kim için yapıldığı kesin bilinmiyor; Helenistik ya da Roma dönemine tarihleniyor ve girişin üstünde Yunanca bir yazıt bulunuyor.
İlginç olan yeri ve biçimi. Kayaya cepheli bir mimari oyulmuş: sütun, alınlık, kapı. Yani bir bina taklit edilmiş ama bina yok, sadece kayanın yüzü var. Uzaktan bakınca dağın içine gömülü bir tapınak kapısı gibi duruyor.
Beklentiler için: buraya gitmek biraz iş. Ana yoldan ayrılıyorsunuz, tabelalar zayıf, son bölümde yürümeniz gerekiyor ve mezarın kendisi yüksekte. Yakınına kadar çıkılıyor ama tırmanış var. Yalnız gidiyorsanız ve hava kötüyse zorlamayın.
Kime uygun? Osmancık yönüne zaten gidecek ve yoldan çıkmayı sorun etmeyecek insanlara. Sadece bunun için Çorum'dan yola çıkmak, iki saatlik bir gidiş dönüş demek.
15. Koyunbaba Köprüsü
Osmancık ilçesinde, Kızılırmak üzerinde. 15. yüzyıla, II. Bayezid dönemine tarihlenen taş köprü. Türkiye'nin en uzun tarihî Osmanlı köprülerinden biri ve bugün hâlâ ayakta, üstünde yürüyorsunuz.
Uzunluğu yüzlerce metreyi buluyor ve çok sayıda kemeri var. Kızılırmak burada geniş ve köprü de o genişliği geçmek için tasarlanmış. Yandan bakınca kemerlerin ritmi ve suyun rengiyle birlikte iyi bir görüntü çıkıyor, özellikle geç ikindi ışığında.
Burası bir gezi hedefi değil, bir mola. Osmancık'tan geçiyorsanız, Samsun ya da Kastamonu yönüne gidiyorsanız, yirmi dakikanızı hak ediyor. Arabayı bırakın, köprünün üstünde bir uçtan diğerine yürüyün, sonra yandan bakın. Yeter.
Osmancık Kalesi de kasabanın üstünde duruyor ve aynı durağa eklenebiliyor. Ama köprü, tek başına, bu geziyi Hitit odaklı olmaktan çıkarıp ile bir zaman derinliği veriyor: aynı nehir, üç bin yıl arayla iki farklı devlet.
Hattuşa'yı nasıl gezmeli
Önce ölçek. Hattuşa'nın surlarla çevrili alanı yaklaşık 5 km'lik bir çevre çiziyor ve düz değil, yamaç. Aşağı şehir ile Yerkapı arasında ciddi bir tırmanış var. Bunu yürüyerek yapmak fiziksel olarak mümkün, ama üç dört saatinizi ve bacaklarınızı alır. Ziyaretçilerin çoğu ören yerinin içindeki tek yönlü araç yolunu kullanıyor: girişten başlayıp kapıları sırayla dolaşıp aşağı iniyorsunuz. Arabanız yoksa bunu baştan hesaplayın, çünkü alan içi ulaşım için hazır bir servis olduğunu varsaymayın.
Şimdi asıl mesele: ne göreceğinizi bilmek. Hattuşa'da yüzeyde ayakta duran şey azdır. Temel duvarları, kapı eşikleri, tapınak planları, depo çukurları. Ayakta duran istisnalar var, Aslanlı Kapı ve Kral Kapısı'nın kütleleri, Yerkapı tüneli ve seti, restore edilmiş kerpiç sur parçası. Geri kalanı için gözünüzü değil kafanızı kullanıyorsunuz. Bu yüzden müze önce, ören yeri sonra. Bu yüzden yola çıkmadan önce Hititler hakkında bir saatlik bir okuma, geziyi bire üç katlıyor. Bu iddialı bir cümle değil, alanın çalışma biçimi bu.
Rehber alma meselesi de buradan çıkıyor. Boğazkale tarafında rehberlik hizmeti bulunabiliyor ve iyi bir rehberle gezmek burada, çoğu ören yerinden daha büyük fark yaratıyor, çünkü açıklama olmadan alan gerçekten sessiz. Alternatifi kendi hazırlığınız: alanın planını önceden çalışın, bir kitap ya da iyi bir sesli anlatım bulun. İkisinden birini yapın. Hiçbirini yapmadan gitmek, o kırk dakikalık hayal kırıklığının tarifidir.
Fiziksel koşullar. Alan açık ve rüzgârlı, gölge neredeyse yok. Yayla yüksekliğinde olduğunuz için hava sizi yanıltıyor: serin hissedersiniz ama güneş yakar. Şapka, su, rüzgârlık ve sağlam ayakkabı. Zemin taşlı ve eğimli, spor ayakkabıdan aşağısı olmasın.
Süre. Hattuşa için yarım gün minimum, Yazılıkaya için bir saat, Boğazkale Müzesi için bir saat. Yani Boğazkale tarafı dolu bir gün. Alacahöyük'ü aynı güne sıkıştırmak mümkün ama sıkışır. Rahat plan: bir gün Boğazkale, ertesi gün Alacahöyük ve Şapinuva. Giriş koşullarını, saatleri ve alan içi araç kullanımının güncel durumunu resmî kaynaktan teyit edin.
Nasıl gidilir
İki üs seçeneği var ve ikisi de farklı işe yarıyor.
Çorum şehir merkezi. Konaklama ve yemek seçeneği burada daha fazla, müze burada ve ilin kuzeyindeki duraklara (İskilip, Laçin, Osmancık) buradan gidiliyor. Dezavantajı mesafe: Çorum'dan Boğazkale'ye yaklaşık 80 km ve dağ yolu. Yani Hattuşa gününüz sabah bir saatlik yolla başlıyor, akşam bir saatlik yolla bitiyor.
Boğazkale'nin kendisi. Küçük bir yerleşim ve ören yerinin dibinde. Burada kalırsanız sabah erken alana giriyorsunuz, öğle sıcağını müzede geçiriyorsunuz, ikindi ışığında Yazılıkaya'ya çıkıyorsunuz. Hattuşa'yı ciddiye alacaksanız verimli olan bu. Konaklama seçeneği sınırlı, sezonda önceden bakın.
Araç fiilen şart. Bunu yumuşatmanın anlamı yok. Çorum'dan Boğazkale'ye otobüs bağlantısı gün içinde sınırlı ve saatleri gezi programınıza değil, yerel ihtiyaca göre kurulu. Ören yerinin içi zaten araçla dolaşılıyor. Alacahöyük, Şapinuva, İskilip ve Osmancık arasında toplu taşımayla dolaşmak teknik olarak imkânsız değil ama günlerinizi harcar. Arabanız yoksa Ankara ya da Çorum çıkışlı bir tur, gerçekçi tek alternatif.
Uzaktan geliyorsanız: Çorum, Ankara'ya yaklaşık 240 km, Samsun'a yaklaşık 220 km. En yakın havalimanları Merzifon ve Samsun tarafında, Ankara Esenboğa da kullanılabiliyor. Yozgat üzerinden gelenler için Boğazkale, Çorum merkezine uğramadan da erişilebiliyor, buna dikkat edin: Kapadokya'dan geliyorsanız Boğazkale yol üstündedir ve Çorum şehrine hiç girmeniz gerekmez.
Ne zaman gidilir
İlkbahar ve sonbahar. Bunun etrafında dolaşmaya gerek yok, mayıs ile haziran başı, eylül ile ekim. Sebep konfor değil, gezinin kendisi.
Yaz zor. Yayla yazın gölgesiz ve açık. Hattuşa'da ağaç yok, sur hattında saklanacak yer yok, Yerkapı setinin üstü öğle güneşinde ceza gibi. Yazın gidecekseniz programı kırın: sabah sekizde alanda olun, on bir gibi çıkın, öğleni müzede geçirin, ikindi dörtten sonra Yazılıkaya'ya gidin. Bu işe yarıyor ama planlama gerektiriyor.
Kış ciddi. Burası İç Anadolu yaylasının kuzey kenarı, rakım yüksek ve rüzgâr açıktan geliyor. Kar yağıyor, yollar zorlaşabiliyor ve ören yerinin içindeki araç yolunun kış koşullarında durumu değişiyor. Karlı Hattuşa fotoğrafı etkileyici, orası ayrı, ama gezi olarak zorlu ve bazı duraklar erişilemez olabiliyor. Kışın gidecekseniz alanın ve yolların durumunu önceden resmî kaynaktan teyit edin.
Günün saati. Yazılıkaya kabartmaları yan ışıkta okunuyor: sabah erken ya da ikindi sonrası. Öğle güneşi kabartmaları düzleştiriyor ve detayı siliyor. Hattuşa'nın genel manzarası ise geç ikindide en iyi, çünkü tepelerin gölgesi araziyi kabartıyor ve o zaman şehrin topografyasını görebiliyorsunuz.
Kalabalık meselesi yok denecek kadar az. Hattuşa Türkiye'nin en az ziyaret edilen büyük ören yerlerinden biri ve hafta içi gittiğinizde alanda neredeyse yalnız kalabiliyorsunuz. Bu, buranın en büyük ayrıcalıklarından biri.
Ne yenir
Leblebi. Çorum'un adıyla anılan şey bu ve haklı olarak. Nohudun kavrularak kurutulmasıyla yapılıyor ama iş göründüğünden karmaşık: nohut günlerce süren, ıslatma ve farklı sıcaklıklarda kavurma aşamalarından geçiyor. Çorum'da bunu yapan atölyeler var ve sonuç, marketten aldığınız leblebiyle aynı şey değil.
Çeşidi de fazla: sarı leblebi, beyaz leblebi, çifte kavrulmuş, tuzlu, baharatlı, şekerli kaplamalı. Çarşıdaki leblebicilerde tadarak seçebiliyorsunuz ve dükkân sahipleri farkı anlatmayı seviyor. Hediyelik olarak da bu ilin verdiği en dürüst şey.
Yerel mutfağın geri kalanı İç Anadolu ile Karadeniz arasında bir yerde duruyor. Etli ve hamurlu yemekler ağırlıkta. Çorum mantısı yerel bir çeşit, klasik Kayseri mantısından farklı boyutta yapılıyor. İskilip dolması ise ilin en bilinen yemeği: kuzu etiyle pirincin bir bez içinde saatlerce buharda pişirildiği, kasabaya özgü bir yemek. Uzun sürdüğü için genelde önceden hazırlanıyor, gittiğiniz yerde varsa deneyin. Bir de keşkek ve etli tavalar yaygın.
Restoran adı vermiyoruz. Ölçütünüz şu olsun: kulenin çevresindeki çarşıda kalabalık esnaf lokantaları var, menüsünde İskilip dolması ve Çorum mantısı geçen yerlere bakın. Boğazkale'de seçenek çok sınırlı, gezi gününüzde yanınıza su ve atıştırmalık alın, çünkü alanda hiçbir şey yok.
Sık sorulanlar
**Hattuşa yoldan çıkıp gitmeye değer mi?** Dürüst cevap: size bağlı ve bu soruyu ciddiye alıyoruz. Tarihe gerçek bir ilginiz varsa ve gitmeden önce yarım saat okuma yapacaksanız, evet, Türkiye'deki en önemli arkeolojik alanlardan birini görüyorsunuz ve muhtemelen alanda yalnız olacaksınız. Gezisini görsellik üzerine kuran, hazır bir manzara bekleyen biriyseniz, hayır. Efes ya da Afrodisias gibi ayakta duran bir şehir görmeyeceksiniz. Temeller göreceksiniz. Bu temellerin ne olduğunu bilmek, gezinin tamamıdır. Bilmeden gelenlerin çoğu hayal kırıklığına uğruyor ve haklılar, çünkü kimse onları uyarmamış.
**Rehber gerekli mi?** Neredeyse. Şöyle diyelim: rehber ya da hazırlık, ikisinden biri şart. Hattuşa kendi kendini anlatmıyor. Panolar var ama bir şehri anlatmaya yetmiyor ve alanın büyüklüğü içinde kayboluyorsunuz. İyi bir rehberle Hattuşa üç saatte bir imparatorluğun başkentine dönüşüyor; rehbersiz ve hazırlıksız gezildiğinde taşlı bir tepe. Rehber tutamıyorsanız bu ücretsiz: alanın planını önceden çalışın, Hititler hakkında bir şeyler okuyun, Kadeş Antlaşması'nın ne olduğunu bilerek gelin. Bu kadarı bile yeter.
**Hattuşa'yı yürüyerek gezebilir miyim?** Fiziksel olarak evet, pratik olarak çoğu insan yapmıyor. Çevre yaklaşık 5 km, yamaç ve gölgesiz. İyi durumdaysanız ve yarım gününüz varsa yürüyerek gezmek alanı en iyi anlama yolu, çünkü mesafeyi bedeninizle ölçüyorsunuz. Ama sıcakta ya da rüzgârda bu ciddi bir efor. Ziyaretçilerin çoğu içerideki araç yolunu kullanıp kapılar arasında araçla ilerliyor ve her durakta iniyor. Bu da tamamen meşru bir gezi.
**Hattuşa ve Yazılıkaya aynı gün gezilir mi?** Evet ve gezilmeli, ikisi ayrılmaz. Yazılıkaya, Hattuşa'nın hemen dışında ve arabayla birkaç dakika. Hattuşa'yı sabah, Yazılıkaya'yı ikindi ışığında yapın. Alacahöyük'ü de aynı güne eklerseniz üçü sıkışır ama olur; iki güne yayabiliyorsanız yayın.
**Çorum'da kaç gün kalmalı?** Bir gün: sadece Boğazkale, yani Hattuşa ve Yazılıkaya. İki gün: Boğazkale artı Alacahöyük ve Çorum Müzesi. Üç gün: Şapinuva, İskilip ve Osmancık tarafını da ekliyorsunuz. Çoğu insan için doğru cevap iki gün. Üçüncü gün, ile gerçekten meraklıysanız değer.
**Çocuklarla gidilir mi?** Karışık. Yazılıkaya çocuklar için iyi çalışıyor: kabartmalar somut, tanrıları saymak oyuna dönüşüyor, alan küçük. Alacahöyük de öyle. Hattuşa ise zor: büyük, sıcak ya da rüzgârlı, gölgesiz ve gördükleri şey soyut. Küçük çocuklarla Hattuşa'yı araçla dolaşıp sadece üç kapıda inmek daha iyi bir fikir. Alan içinde tuvalet, kafe ve gölge bulmayı varsaymayın, yanınıza su alın.
Planlama Soruları
Corum rehberi ne anlatıyor?
Çorum'u UNESCO listesindeki Hitit başkenti Hattuşa, Yazılıkaya, Alacahöyük ve Şapinuva ile 5 km'lik alanın gerçeğini anlatarak planlayan rehber.
Corum için 4K yürüyüş videosu izleyebilir miyim?
Evet. Sayfa, Corum rotasını gitmeden önce büyük ekranda önizleyebilmeniz için ilgili Travel Walk Tours videolarına bağlanır.
Bu sayfayı gezi planında nasıl kullanmalıyım?
Önce hızlı cevabı okuyun, rota notlarını inceleyin, ardından ilgili şehir sayfası ve yürüyüş videolarıyla sokak dokusu, süre, manzara ve yakın rehberleri karşılaştırın.