Seyahat Blogu

Sinop'ta Gezilecek Yerler: Kale, Tarihi Cezaevi ve Hamsilos

Sinop'u kale, tarihi cezaevi, Hamsilos koyu, Erfelek şelaleleri ve İnceburun ile planlayan, koordinat hatalarını düzelten rehber.

Sinop18 dk okuma
Sinop'u kale, tarihi cezaevi, Hamsilos koyu, Erfelek şelaleleri ve İnceburun ile planlayan, koordinat hatalarını düzelten rehber.

Haritada gezilecek yerler

17 nokta

Numaralar yazıdaki sıralamayla eşleşir. Pin’e dokunup yol tarifi alabilirsiniz.

--- title: "Sinop gezi rehberi: surların içindeki cezaevi, Karadeniz'in en iyi limanı ve kuzeyin ucu" description: "Sinop için dürüst bir rehber: surların içinde 1997'ye kadar işleyen tarihî cezaevi, Alaaddin Camii ve Pervane Medresesi, Balatlar kazısı, Hamsilos'un fiyord olmayan koyu, İnceburun, Sarıkum, Erfelek şelaleleri, Gerze ve Boyabat, ne zaman gidilir, ne yenir." city: "Sinop" lang: "tr" ---

Sinop: liman yüzünden kurulmuş, sur yüzünden kalmış bir şehir

Sinop'u anlamak için önce haritaya bakmak gerekiyor. Şehir Karadeniz'e doğru uzanan bir yarımadanın üzerinde ve o yarımada, arkasındaki suyu kuzeyin sert havasından koruyor. Türkiye'nin Karadeniz kıyısında bunun bir benzeri yok. Bu kıyı boyunca gemiler yüzyıllarca sığınacak yer aradı ve bulabildikleri tek düzgün doğal liman burasıydı. Şehrin neden MÖ 8. yüzyılda Miletoslular tarafından kurulduğunu, neden Pontus krallığına başkentlik ettiğini, neden Bizans'ın, Selçuklu'nun ve Osmanlı'nın sırayla buraya sur çektiğini tek bir cümleyle açıklayabilirsiniz: iyi bir liman herkesin işine yarıyordu, dolayısıyla herkes onu korumak zorundaydı.

Sonra o surlar bambaşka bir işe yaradı. 1887'de kalenin içine bir cezaevi kuruldu ve 1997'ye kadar çalıştı. Denizin ortasındaki bir kayanın üstünde, kalın duvarların arkasında olması buranın kaçılamaz sayılmasını sağladı. İçeride tutulanlar arasında yazarlar vardı: Sabahattin Ali 1932'de buradaydı ve hapishanede yazdığı "Aldırma Gönül" sonradan bestelenip herkesin bildiği bir şarkı oldu. Refik Halit Karay 1913'te, gazeteci Zekeriya Sertel 1925 ile 1928 arasında buradaydı. Romancı Kerim Korcan da öyle. Yani Sinop'ta olan şey şu: şehir önce yazarları kapattı, yazarlar sonra o kapatılmayı yazdı ve şehrin bugün bilinen hikâyesi büyük ölçüde o metinlerden geliyor. Kale bir müze değil sadece; içinde ne yazıldığıyla ünlü bir bina.

Kime uygun? Tarihi bina bina değil, sebep sonuç olarak okumaktan hoşlananlara. Kalabalık istemeyenlere. Karadeniz'in doğusunu gezmiş ve orayı sevmiş ama başka bir şey arayanlara. En sık yapılan hata Sinop'a sadece plaj için gelmek ve cezaevini programa koymamak. İkinci sık hata beklentiyi Rize ya da Trabzon'dan taşımak: burada yayla yok, o dik yeşil duvarlar yok, sisin içinden çıkan çay tarlaları yok. Sinop daha alçak, daha ormanlık, daha sakin ve daha kuru bir yer. Doğu Karadeniz'i arayarak gelirseniz eksik bulursunuz. Sinop'u arayarak gelirseniz fazlasıyla dolu.

Hızlı cevap

Sinop, merkezi yürüyerek iki güne yayıp bir gün de kuzeye ve batıya ayırdığınızda oturan bir yer.

  • Rota: kale ve cezaevi, sonra merkezdeki cami, medrese, müze ve Balatlar, sonra kuzeyde Hamsilos ile İnceburun, en sonda Erfelek ve Gerze.
  • Önce cezaevi. Plajlar sonra. Sıralamayı ters yaparsanız zaman kalmıyor.
  • En iyi zaman: haziran sonu ile eylül arası yüzmek için, mayıs ve eylül gezmek için.
  • Yağmur her mevsim var. Buna göre plan yapın, iptal etmeyin.

1. Sinop Kalesi ve surları

Yarımadanın kara ile birleştiği boynu kesen sur hattı. Kaynaklar surların ilk hâlini MÖ 7. yüzyıla götürüyor; bugün gördüğünüz duvar ise Roma, Bizans ve Selçuklu onarımlarının üst üste binmiş hâli. Kitabeler 1215, 1218, 1434 ve 1451 tarihlerini veriyor. Ölçüler kâğıt üzerinde bile etkileyici: yaklaşık 2.050 metre çevre, yer yer 25 metre yükseklik, 3 metre kalınlık.

Surları anlamanın yolu duvarı incelemek değil, konumunu görmek. Sinop bir yarımada ve yarımadanın karaya bağlandığı yer dar. O darlığı kapattığınızda şehrin tamamı savunulabilir hâle geliyor. Bütün mesele bu. Kalenin buraya çekilmesinin sebebi manzara değil geometri.

Duvarın bazı bölümlerine çıkılabiliyor ve üstünden hem limanı hem şehri görüyorsunuz. Zemin her yerde düzgün değil, kenarlarda korkuluk beklemeyin. Kale UNESCO'nun Dünya Mirası Geçici Listesi'ne 2013'te girdi. Hangi bölümlerin açık olduğu ve giriş koşulları değişebiliyor, resmî kaynaktan teyit edin.

2. Tarihî Sinop Cezaevi

Sinop'a gelip burayı görmeden dönmeyin. Kalenin içinde 1887'de kurulmuş, 6 Aralık 1997'de kapanmış ve 1999'da Kültür Bakanlığı'na devredilmiş bir cezaevi. Bugün müze.

Burayı ayrı yapan şey mimarisi değil, kimlerin kapatıldığı. Sabahattin Ali 1932'de buradaydı. Refik Halit Karay 1913'te. Zekeriya Sertel 1925-1928 arasında. Kerim Korcan da öyle. Türk edebiyatının bir bölümü bu duvarların içinde ya yazıldı ya da buradan çıktıktan sonra buranın üstüne yazıldı. Koğuşlarda dolaşırken okuduğunuz bir metnin fiziksel karşılığında duruyorsunuz, ki bu çok az müzede mümkün olan bir şey.

Mekân zor. Taş koğuşlar, dar avlular, yüksek duvarlar ve denizin sesi. Kaçmanın imkânsız sayılması bu yüzden: dışarısı su. Yer yer "Anadolu'nun Alcatraz'ı" deniyor, abartılı ama fikri veriyor. Birçok dizi ve film burada çekildi.

Gezmesi bir saati aşıyor. Küçük çocuklar için ağır bir yer olabilir. Ziyaret saatleri ve giriş koşulları için resmî kaynağa bakın.

3. Diyojen Heykeli

Sinoplu Diyojen burada doğdu; MÖ 412 ya da 404 civarı. Kinik felsefenin en bilinen ismi ve hakkında anlatılanların çoğu hikâye hâline gelmiş durumda: fıçıda yaşaması, gündüz vakti elinde fenerle dolaşıp dürüst insan araması, İskender'e gölge etmemesini söylemesi. Şehirden sürülme sebebi de az bilinen bir ayrıntı: babasıyla birlikte para tağşişiyle suçlanmış.

Heykel 2006'da dikildi. Mermer, yaklaşık beş buçuk metre ve onu tam da hikâyedeki hâliyle gösteriyor: elinde fener, yanında köpek. Ondokuz Mayıs Üniversitesi'nden Turan Baş'ın yürüttüğü yirmi beş kişilik bir ekip altı ayda yapmış.

Uzun bir durak değil, birkaç dakika. Ama cezaevinin hemen yanında olduğu için yürüyüş hattınıza kendiliğinden giriyor. Bir de tuhaf bir denk düşme var: mülkiyeti ve saygınlığı reddettiği için şehrinden sürülmüş bir adamın heykeli, şehrin insanları kapattığı binanın dibinde duruyor. Sinop bunu planlamamış olsa da iyi çıkmış.

4. Kumkapı Plajı

Cezaevinin hemen batısında, surların dibinde kalan kısa kumsal. Öne çıkan tarafı manzarası değil, konumu: şehir içinde, yürüme mesafesinde ve kaleyi gezdikten sonra beş dakikada varıyorsunuz.

Bu, Sinop'un plajları hakkında genel bir şeyi de gösteriyor. Burası Ege değil. Kum daha koyu, su daha serin, dalga daha çok. Karadeniz kıyısında yüzmek her zaman bir karar meselesi: hava iyiyse ve deniz sakinse iyi, ikisinden biri tutmuyorsa zorlama.

Kumkapı'yı en iyi kullanma şekli yarım gün plaj günü kurmak değil, merkez gezisinin arasına sıkıştırmak. Sabah kale ve cezaevi, öğle sıcağında bir saat burada, sonra cami ve müze. Yarımadanın batı yakasında olduğu için ikindiden sonra güneşi alıyor.

Cankurtaran, duş ve gölge her gün garanti değil. Denize gireceksiniz akıntıya ve bayrak durumuna bakın; kimse yoksa tek başınıza açılmayın.

5. Alaaddin Camii ve Pervane (Alaiye) Medresesi

Şehrin merkezindeki Selçuklu ikilisi. Cami, Vikiveri'ye göre 1267 tarihli ve Sinop'un en eski işleyen yapısı. Sade, ağır, gösterişsiz. Selçuklu taş işçiliğinin abartısız hâlini görmek isteyenler için iyi bir örnek; burada Konya ölçeğinde bir cephe aramayın, bu bir liman kentinin camisi.

Elli metre kuzeyde Pervane Medresesi duruyor, Alaiye Medresesi de deniyor. Aynı dönemin yapısı ve avlulu medrese planını görebiliyorsunuz. Bu medresenin ayrı bir hikâyesi var: Sinop'un müze koleksiyonu 1932'de buraya taşınmış ve 1941'de müze halka açılana kadar burada durmuş. Yani şehrin müzeciliği bu binada başlamış.

İkisi tek durak sayılır, aralarında bir dakika var. Yarım saat yeter. Cami ibadete açık, ziyaret saatlerini namaz vakitlerine göre ayarlayın ve içeride sessiz olun. Medresenin açık olup olmadığı ve içinde ne olduğu döneme göre değişebiliyor, gitmeden teyit edin.

6. Sinop Arkeoloji Müzesi

Küçük ama Türkiye'nin en eski müzecilik girişimlerinden biri. Toplama işi 1921'de başlamış, koleksiyon 1932'de Pervane Medresesi'ne taşınmış, müze 1941'de açılmış. Bugünkü iki katlı bina 1970'te bitmiş ve 2006'da yenilenerek yeniden açılmış.

Görülecek iki şey var. Birincisi amfora salonu. Sinop Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerinde ciddi bir çömlek üreticisiydi ve bu şehrin amforaları Karadeniz'in her yerine dağıldı. Bir liman kentinin ne ürettiğini ve ne taşıdığını tek salonda anlıyorsunuz. İkincisi ikona salonu: Bizans Sinop'undan kalan Ortodoks ikonaları, hepsi bir arada.

Bahçe de içeriden aşağı kalmıyor. Serapeum, yani Helenistik-Mısır tanrısı Serapis'e ait tapınak kalıntısı burada; ayrıca 1395 tarihli Sultan Hatun Türbesi, mimari parçalar, mezar taşları ve mozaikler var.

Bir buçuk saat ayırın. Balatlar'a gitmeden önce buraya uğrarsanız orada ne gördüğünüzü daha iyi anlıyorsunuz. Giriş koşulları için resmî kaynağa bakın.

7. Balatlar Yapı Topluluğu

Sinop'un en az bilinen ve en ilginç yeri. Adı genelde Balatlar Kilisesi olarak geçiyor ama yapı topluluğu demek daha doğru, çünkü tek bir bina değil, üst üste binmiş bir kullanım dizisi.

Sırası şöyle: Roma döneminde hamam. Bizans döneminde, 6. ile 7. yüzyıl arasında kiliseye çevrilmiş. 11. ile 13. yüzyıl arasında tahıl deposu olarak kullanılmış. Osmanlı döneminde manastıra dönüşmüş, sonra çevresi mezarlık olmuş. Aynı duvarlar dört ayrı işe yaramış ve dördünün de izi hâlâ okunuyor.

Kazı 2010'da başladı ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi'nden Gülgün Köroğlu yürütüyor. Çıkanlar arasında mezarlar, Bizans sırlı seramikleri, Avrupa çanak çömleği ve kuzey ile güney duvarlarında İsa, Meryem ve havarileri gösteren fresk parçaları var.

Burası düzenlenmiş bir müze değil, çalışan bir kazı alanı. Yani beklentinizi ayarlayın: tabela az, zemin engebeli, bazı bölümler kapalı olabiliyor. Karşılığında Türkiye'de nadir bulunan bir şeyi görüyorsunuz, arkeolojinin bitmiş hâlini değil olurken hâlini.

8. Boztepe Burnu

Şehrin doğusundaki burun. Yarımadanın ucu ve Sinop'u yukarıdan gösteren yer. Yol araçla çıkılabiliyor, tepede bakı noktaları var.

Buraya çıkmanın asıl sebebi manzara değil, coğrafyayı tek bakışta görmek. Yukarıdan bakınca yarımadanın nasıl bir kanca gibi kıvrıldığını ve arkasında nasıl korunaklı bir su bıraktığını görüyorsunuz. Rehberin başındaki cümle burada somutlaşıyor: Sinop'un limanı iyi çünkü kara onu rüzgârdan kapatıyor.

Bir de aşağıda gördüğünüz su, 30 Kasım 1853'te Osmanlı filosunun yandığı yer. Rus amiral Nahimov'un filosu limanda demirli Osmanlı gemilerine yeni geliştirilmiş patlayıcı mermilerle saldırdı. Ruslar tek gemi kaybetmedi, Osmanlı tarafında üç ile beş bin arasında ölü var. İngiliz ve Fransız basını olayı "Sinop katliamı" diye yazdı, kamuoyu döndü ve iki ülke 1854 Mart'ında Kırım Savaşı'na girdi. Ahşap yelkenlilerin son savaşı sayılıyor; sonrası zırhlı gemi çağı.

Rüzgârlı bir yer, yanınıza bir kat fazla giysi alın.

9. Akliman Koyu

Şehrin yaklaşık 11 kilometre kuzeybatısında, çam ormanının doğrudan denize indiği geniş koy. Sinoplular için burası gündelik kaçış yeri: piknik, çay, yürüyüş.

Koyun karakteri merkezden farklı. Şehirde taş, sur ve tarih varken burada orman ve su var; ikisi arasında on beş dakika. Bu yakınlık Sinop'un en pratik avantajlarından biri, çünkü sabah cezaevini gezip öğleden sonra ormanda olabiliyorsunuz ve gün içinde uzun bir yol yapmıyorsunuz.

Akliman aynı zamanda kapı görevi görüyor. Hamsilos'a buradan giriliyor, İnceburun yolu buradan devam ediyor. Kuzeyi bir güne koyacaksanız rota kendiliğinden buradan başlıyor.

Koyda küçük bir barınak, bir fener ve dinlenme alanı var. Kalabalık hafta sonları ve yaz aylarında ciddi olabiliyor; hafta içi gidebiliyorsanız gidin. Kendi çöpünüzü toplayıp götürün, burası korunan bir alanın hemen bitişiği ve kapasitesi görünenden küçük.

Suya girmek isteyenler için koyun iç kısmı dışarıya göre daha sakin, ama burası düzenlenmiş bir plaj değil. Asıl kullanımı oturmak, yürümek ve ormanın altında gölge bulmak.

10. Akliman Kumsalı

Koyun güneyinde, açık denize bakan kumsal. Akliman'ın korunaklı iç kısmının aksine burası dalga alıyor ve bu ayrımı bilmek işinize yarıyor: aynı isimde iki farklı su durumu var.

Kumsal geniş ve uzun. Yazın Sinop'un en çok kullanılan plajlarından biri ve merkeze yakınlığı sebebiyle temmuz ve ağustosta dolabiliyor. Kum koyu renkli, su berrak ama Ege sıcaklığında değil.

Dikkat edilecek şey akıntı. Açık denize bakan bir kumsalda dalga varsa geri akıntı da olabiliyor ve Karadeniz bu konuda ciddi. Cankurtaran her gün ve her saat olmuyor. Deniz kabarıksa girmeyin; kıyı boyunca yürümek de iyi bir gün geçirmenin yolu.

Gölge sınırlı. Şemsiye ve su götürün. Buraya arabayla gelmek en kolayı, ama yaz sonunda park yeri bulmak zaman alabiliyor.

Zamanlama işe yarıyor. Sabah erken ve akşamüstü hem daha boş hem daha serin oluyor; öğle saatlerinde gölgesiz kumda uzun kalmak yorucu. Merkeze on beş dakika olduğu için yarım gün ayırmak yeterli, bütün günü buraya kurmanız gerekmiyor.

11. Hamsilos Koyu ve Tabiat Parkı

Sinop'un en çok fotoğraflanan doğal yeri ve en çok yanlış anlatılan yeri. Deveci Deresi'nin denize kavuştuğu noktadan karaya doğru 300-400 metre uzanan dar bir girinti. İki yakası ormanla kaplı, su durgun, görüntü kapalı bir kanal gibi.

Şimdi meselenin can alıcı kısmı. Buraya yaygın olarak "Türkiye'nin tek fiyordu" deniyor ve bu doğru değil. Fiyord, buzulun oyduğu vadinin deniz tarafından basılmasıyla oluşuyor. Hamsilos'ta buzul yok. Burada olan şey buzul çağı sonrası deniz seviyesinin yükselip mevcut akarsu vadisini basması ve bunun adı ria. Türkçe Vikipedi de buranın ria tipi kıyı olduğunu, fiyord sanılmasının yaygın bir hata olduğunu açıkça yazıyor. Yani boğulmuş bir dere vadisi görüyorsunuz. Fiyord adını duyarsanız şaşırmayın, tabelada bile geçebiliyor, ama jeolojisi öyle demiyor.

Bu, yerin değerini düşürmüyor. Hamsilos Tabiat Parkı 2007'de ilan edildi, 67,9 hektar ve içinde altı endemik bitki var: yabani karanfil, Kastamonu soğanı ve Sinop papatyası bunlardan bazıları. Yukarıdan bakınca girintinin şekli fil kafasına benzetiliyor.

Yürüyüş kısa ve kolay. Ayakkabınız kaymasın yeter.

12. İnceburun ve Deniz Feneri

Anadolu'nun en kuzey noktası. Sinop merkezden yaklaşık 20 kilometre, Akliman'dan kuzeye devam ederek gidiliyor. Burnun ucunda fener duruyor.

Buranın çekiciliği manzaranın güzelliğinden çok konumun kendisi. Karada durabileceğiniz en kuzey nokta ve önünüzde başka hiçbir şey yok, sadece Karadeniz. Ukrayna ve Kırım o tarafta, aradaki suyun genişliği burada anlaşılıyor. Fenerin ışığı 18 deniz mili menzilli ve bu kıyının ana ışıklarından biri; boşuna değil, gemiler için burası Türkiye kıyısının kuzey köşesi.

Bir şeye dikkat edin. Fener bir gözlem terası değil, çalışan bir deniz feneri. İçine girmeyi ya da yukarı çıkmayı planlamayın; olsa olsa dibinden ve çevresinden bakıyorsunuz.

Yol dar ve son kısmı yer yer bozuk olabiliyor. Araç lastiği düşük bir otomobille yağmurlu havada zorlanabilirsiniz. Rüzgâr sürekli ve sert. Kalabalık az, bu da iyi tarafı. Akliman ve Hamsilos ile aynı güne koyun, üçü bir hat.

13. Sarıkum Gölü ve Tabiatı Koruma Alanı

Şehrin 21 kilometre batısında, kıyıya paralel uzanan sığ bir lagün. Oluşumu ilginç: eskiden burası bir koymuş ve zamanla denizin taşıdığı kum bir kordon oluşturup ağzını kapatmış. Yani göl, denizden koparılmış bir deniz parçası.

Bu geçmiş suyu da açıklıyor. Sarıkum tatlı su değil, tuzlu ve sodyumlu bir acı su gölü. Türkiye'nin besin açısından zengin sulak alanlarından biri sayılıyor ve bu zenginlik canlıyı besliyor: göl kefaliyle tanınıyor, 40 santime ve bir kilonun üstüne çıkan örnekler kaydedilmiş.

Buraya gitme sebebi kuş. Alan tabiatı koruma alanı statüsünde ve su kuşları için önemli. Göç dönemlerinde ve kışın hareketli. Sabah erken saatte gidin; hem kuş aktif oluyor hem ışık iyi.

Beklentiyi doğru kurun: burası düzenlenmiş bir park değil, korunan bir alan. Yürüyüş yolları ve gözlem imkânı sınırlı olabiliyor, bazı bölgelere giriş kısıtlı. Dürbün götürün. Erişim ve ziyaret koşullarını resmî kaynaktan teyit edin.

14. Tatlıca (Erfelek) Şelaleleri

Sinop'un iç kesimindeki en iyi doğa durağı. Erfelek ilçesine bağlı Tatlıca köyü yakınında, Karasu üzerinde irili ufaklı 28 ayrı şelale. Merkeze yaklaşık 45 kilometre, Erfelek'e 10 kilometre.

Şelalelerin tek tek büyük olması beklenmesin; buranın işi tekrar. Vadi boyunca yukarı çıkıyorsunuz ve su sürekli olarak basamak basamak dökülüyor. Patika boyunca ahşap merdivenler ve platformlar var, kayanın kendi oyukları da tutamak işi görüyor. Yukarıya kadar çıkmak isteyenler için ciddi bir yürüyüş, aşağıdaki ilk birkaç şelaleyi görüp dönmek de mümkün.

Alan 2011'de tabiat parkı ilan edildi, yaklaşık 720 hektar. Halka açılması 1997'de baraj çalışması sırasında yol yapılmasıyla mümkün olmuş; sular Erfelek Barajı'na akıyor.

Zemin ıslak ve kaygan, özellikle yağmurdan sonra. Sağlam tabanlı ayakkabı şart, sandaletle çıkmayın. Yaz hafta sonları kalabalık. Dönüş patikasında çay ocakları, en üstte kafe var.

15. Ayancık Sahili

Merkezin yaklaşık 50 kilometre batısındaki ilçe ve sahili. Sinop'un batı kolunu görmek isteyenler için doğal durak.

Ayancık kereste ile tanınan bir kasaba ve bu geçmiş görünüyor: arkasındaki ormanlar yoğun, kasabanın ölçeği ise küçük. Sahil düz ve uzun, yaz aylarında ilçe halkı kullanıyor. Kalabalık az, ama tesis ve hizmet de az; buraya bir tatil beldesi bekleyerek gelmeyin.

Buranın asıl kazancı yol. Sinop ile Ayancık arasındaki kıyı yolu ormanla deniz arasında ilerliyor ve Karadeniz'in bu bölümünün neden daha sakin sayıldığını yolda anlıyorsunuz. Şehir yok, yapı az, arada koylar ve dere ağızları var.

Yarım gün ayırın ve yolu asıl durak sayın. Erfelek'e gidiyorsanız ikisini aynı güne koymak mümkün ama gün dolu olur; ikisi de batıda, ama biri kıyıda biri içeride.

Kasabada uzun bir program aramayın. Sahilde yürümek, çay içmek ve limanı görmek bir saatinizi alıyor. Buraya asıl gelme sebebiniz Sinop'un batıya doğru nasıl seyreldiğini görmek olsun.

16. Gerze Sahili

Merkezin güneydoğusundaki ilçe. Kıyıda, düz ve sakin bir kasaba. Sinop'tan sonra ilk ciddi yerleşim ve karakteri şehirden belirgin biçimde farklı.

Gerze ahşap evleriyle biliniyor. Kasabanın eski dokusunda geleneksel Karadeniz ahşap yapıları var ve bir kısmı hâlâ ayakta. Bir balıkçı barınağı ve sahil boyunca yürüyüş hattı bulunuyor. Yapılacak şey yürümek, oturmak ve akşam balıkçı teknelerinin dönüşünü izlemek.

Buraya bir liste tamamlamak için gitmiyorsunuz. Gerze, Sinop'un kalabalıksız hâlini, yani ilçe ölçeğinde gündelik Karadeniz'i görmek isteyenler için iyi. Fotoğrafla ilgilenenler için ahşap evler ve barınak iyi malzeme.

Sinop'tan yarım günlük bir çıkış. Otobüs var, araba da kolay. Boyabat'a devam edecekseniz yol zaten bu yönde, ikisini birleştirmek mantıklı. Denize girmek isteyenler için sahil uygun ama Karadeniz kuralları burada da geçerli.

Ahşap evlerin durumu değişken. Bir kısmı restore edildi, bir kısmı bakımsız ve içine girilemiyor; burası korunmuş bir açık hava müzesi değil, insanların yaşadığı bir kasaba. Fotoğraf çekerken bunu gözetin.

17. Boyabat Kalesi

Sinop'un iç kesimi. Merkeze uzak, kabaca iki saatlik yol ve tamamen başka bir coğrafya: deniz bitiyor, Gökırmak vadisi başlıyor.

Kale, vadideki iki kayalık tepenin güneydekinin üstünde duruyor ve aşağıdan bakınca kayadan çıkmış gibi görünüyor. Kaynaklar yapımını Paflagonyalılara, kabaca MÖ 7. yüzyıla götürüyor. Sonrasında Geç Roma, Erken Bizans ve Osmanlı izleri var; bugünkü hâlini büyük ölçüde Osmanlılar vermiş. Kitabesi olmadığı için kesin yapım yılı bilinmiyor.

Kalenin altında yeraltı yerleşimi var ve Boyabat'ın altına doğru uzandığından şüpheleniliyor. Roma ve Bizans dönemlerine ait izler taşıyor. Kale bugün müze olarak işletiliyor ve Boyabat Belediyesi'ne ait.

Gitmeye değer mi? Sinop'ta üç günden fazla vaktiniz varsa ve ilin sahil dışındaki yüzünü merak ediyorsanız evet. İki günlük bir gezide değil. Yol vadi boyunca ilerliyor ve kendi başına ilgi çekici. Açık günler ve giriş koşulları için resmî kaynağa bakın.

Nasıl gidilir

Uçak en hızlısı ama sınırlı. Sinop Havalimanı şehre yakın ve sefer sayısı az, çoğunlukla İstanbul ve Ankara bağlantılı. Sefer programı mevsime göre değişiyor, önceden bakın. Alternatif Samsun'a uçup karayoluyla devam etmek; Samsun'un sefer sayısı belirgin biçimde fazla ve araç kiralama seçeneği geniş.

Otobüs yaygın seçenek. İstanbul, Ankara ve Samsun'dan düzenli sefer var. İstanbul'dan yol uzun, gece otobüsü mantıklı. Ankara üzerinden gelenler için mesafe daha makul. Otogar merkeze yakın.

Araba en esnek çözüm. Sinop'a Karadeniz sahil yolundan ya da Kastamonu üzerinden iç yoldan geliyorsunuz. İç yol dağlık ve virajlı, kışın koşulları kontrol edin.

Merkez tamamen yaya. Kale, cezaevi, cami, medrese, müze, Balatlar ve Kumkapı, hepsi yürüme mesafesinde. Şehir içinde arabaya ihtiyacınız yok ve park zaten sorun.

Araç şunun için gerekiyor: Akliman, Hamsilos, İnceburun, Sarıkum, Erfelek, Ayancık, Gerze ve Boyabat. Bu duraklar için ya araç kiralayın ya da ilçe otobüslerini araştırın. Kuzey hattı, yani Akliman ile İnceburun, araçla tek günde rahat.

Ne zaman gidilir

Yüzme sezonu kısa. Karadeniz'de su geç ısınıyor ve erken soğuyor. Denize girmek asıl amacınızsa temmuz ve ağustos, biraz da haziran sonu ile eylül başı. Bu pencerenin dışında deniz serin, hava da kararsız.

Gezmek için mayıs ve eylül daha iyi. Kalabalık az, sıcak makul ve kale ile cezaevini dolaşmak yorucu olmuyor. Erfelek şelaleleri ilkbaharda daha güçlü akıyor, kar suyu geliyor.

Yağmur her mevsim var, bunu kabullenin. Karadeniz kıyısı yıl boyunca yağış alıyor ve Sinop bunun dışında değil. Yağmur diye plan iptal ederseniz gitmemiş oluyorsunuz. Cezaevi, müze, Balatlar ve camiler yağmurda da gezilir; şelale ve orman yolları ise ıslakken kaygan oluyor.

Kış sessiz. Şehir boşalıyor, deniz sert, bazı duraklar erişilmez olabiliyor. Kalenin ve surların kışın kalabalıksız hâli fotoğraf için iyi. Ama İnceburun yolu ve Erfelek patikası kışın zorlaşıyor; gitmeden durumu resmî kaynaktan teyit edin.

Ne yenir

Hamsi. Karadeniz'in tanımlayıcı balığı ve mevsimi kış: kabaca kasım ile şubat arası. Tavası en yaygın hâli, ama pilavı, buğulaması ve ekmeği de yapılıyor. Yazın gidiyorsanız taze hamsi beklemeyin, mevsimi değil. Menüde yaz ortasında hamsi görürseniz bunun dondurulmuş olduğunu bilin, sorun.

Sinop mantısı. Buradaki mantı Kayseri usulü küçük ve haşlama değil. Sinop'ta hamur daha iri, genelde fırınlanıyor ve üstüne et suyu ile yoğurt geliyor. Yani beklediğinizden farklı bir yemek çıkacak. Denemeye değer, çünkü Türkiye'de bu isim altında bambaşka şeyler var ve bu ikisinin arasındaki fark tam da o.

Nokul. Mayalı hamurdan yapılan, rulo şeklinde sarılan bir çeşit poğaça. Anadolu Selçuklu dönemine dayandığı söyleniyor. İçine haşhaş, ceviz, peynir, tahin ya da kıyma konuyor; tatlısı da tuzlusu da var. Sinop nokulu Türk Patent ve Marka Kurumu'ndan coğrafi işaret almış durumda, yani bu yerel iddia tescilli. Fırınlarda ve pastanelerde bulunuyor.

Restoran adı vermiyoruz. Limanda ve merkezde balık yapan yerler var; ölçüt olarak mevsimini ve o gün ne geldiğini soran, kalabalık ve yerel görünen yerlere bakın. Manzarası iyi diye seçmeyin.

Sık sorulanlar

**Sinop kaç günde gezilir?** İki gün merkez ve kuzey hattı için yeter: bir gün kale, cezaevi, cami, medrese, müze ve Balatlar; bir gün Akliman, Hamsilos ve İnceburun. Erfelek ve Ayancık'ı ekleyecekseniz üçüncü gün, Gerze ve Boyabat için dördüncü gün gerekiyor. Bir günde sadece merkezi görürsünüz, o da aceleye gelir.

**Cezaevi gerçekten görülmeye değer mi, yoksa turistik bir şey mi?** Değer ve şehrin en önemli durağı. Burası yeniden yapılmış bir dekor değil, 1887'den 1997'ye kadar gerçekten işlemiş bir bina. Sabahattin Ali, Refik Halit Karay, Zekeriya Sertel ve Kerim Korcan burada tutuldu. Türk edebiyatının bir bölümünün fiziksel adresi ve o yüzden Sinop'a sadece plaj için gelip burayı atlamak yanlış.

**Hamsilos gerçekten fiyord mu?** Hayır. Fiyord buzulun oyduğu bir vadinin sular altında kalmasıyla oluşuyor ve Hamsilos'ta buzul geçmişi yok. Burası ria: deniz seviyesi yükselince basılmış bir dere vadisi, yani boğulmuş bir vadi. Fiyord adı yerel olarak çok yaygın ve tabelalarda bile geçebiliyor, ama jeolojik olarak doğru değil. Yer yine de görülmeye değer, sadece adı yanlış.

**Sinop'ta denize girilir mi, su soğuk mu?** Girilir ama sezon kısa. Temmuz ve ağustos en güvenli aylar, haziran sonu ile eylül başı sınırda. Su Ege ya da Akdeniz sıcaklığında değil, hiçbir zaman olmuyor. Asıl mesele sıcaklık değil akıntı: açık denize bakan kumsallarda dalga varsa geri akıntı olabiliyor. Cankurtaran her plajda ve her gün bulunmuyor, deniz kabarıksa girmeyin.

**Araba olmadan Sinop gezilir mi?** Merkez için evet, tamamen yaya. Kale, cezaevi, müze, cami ve Balatlar yürüme mesafesinde. Ama Hamsilos, İnceburun, Sarıkum, Erfelek ve Boyabat için araç ya da ilçe otobüsü gerekiyor. Sadece merkezi gezecekseniz araba gereksiz; ilin geri kalanını görmek istiyorsanız gerekli.

Planlama Soruları

Sinop rehberi ne anlatıyor?

Sinop'u kale, tarihi cezaevi, Hamsilos koyu, Erfelek şelaleleri ve İnceburun ile planlayan, koordinat hatalarını düzelten rehber.

Sinop için 4K yürüyüş videosu izleyebilir miyim?

Evet. Sayfa, Sinop rotasını gitmeden önce büyük ekranda önizleyebilmeniz için ilgili Travel Walk Tours videolarına bağlanır.

Bu sayfayı gezi planında nasıl kullanmalıyım?

Önce hızlı cevabı okuyun, rota notlarını inceleyin, ardından ilgili şehir sayfası ve yürüyüş videolarıyla sokak dokusu, süre, manzara ve yakın rehberleri karşılaştırın.

Paylaş

WhatsAppXFacebook

Bu içerik faydalı oldu mu?

Reklam