Sivas'ta Gezilecek Yerler: Medreseler ve Divriği Ulu Camii Rehberi
Sivas'ı tek meydanda toplanan Selçuklu medreseleri, Kongre Müzesi ve UNESCO listesindeki Divriği Ulu Camii ile gerçek mesafelerle planlayan rehber.
Haritada gezilecek yerler
20 noktaNumaralar yazıdaki sıralamayla eşleşir. Pin’e dokunup yol tarifi alabilirsiniz.
--- title: "Sivas rehberi: Selçuklu taşının en yoğun olduğu şehir" description: "Sivas'ın medrese meydanı, Kongre Müzesi, Divriği Ulu Camii ve il geneline yayılan göller için dürüst bir rehber. 20 durak, gerçek koordinatlar, abartısız süreler." city: "Sivas" country: "Türkiye" lang: "tr" updated: "2026-07-17" ---
Sivas: yüksek, soğuk ve taşla dolu
Sivas 1.280 metrede, açık bir bozkırın ortasında kurulmuş bir şehir. Kışı uzun, rüzgarı sert, yazı kısa ve kuru. Türkiye'nin turist akınına uğrayan yerlerinden biri değil ve bunu telafi etmeye de çalışmıyor. Buraya gelmenin sebebi tek bir şey: Anadolu'da 13. yüzyıl Selçuklu taş işçiliğinin bu kadar dar bir alanda toplandığı başka bir yer yok. Şifaiye Medresesi, Çifte Minareli Medrese ve Buruciye Medresesi birbirinden yürüyerek bir iki dakika uzakta, aynı meydana bakıyor. Gök Medrese biraz güneyde. Hepsi aynı yüzyılın işi. Bunu bir arada görmek, kitaplarda ayrı ayrı okuduğunuz yapıların aslında birbirine cevap veren binalar olduğunu fark ettiriyor.
İkinci sebep ilin güneydoğusunda, Divriği'de. 1228'de Mengücekler döneminde yapılan Ulu Cami ve Darüşşifa, 1985'ten beri UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde. Taş kapıları, Anadolu mimarisinde gerçek bir karşılığı olmayan bir derinlikte ve tuhaflıkta oyulmuş. Ortaçağ dünyasında bunun benzeri az. Ama Divriği, Sivas merkezden yaklaşık iki buçuk ila üç saatlik yol. Bu rehberin en önemli uyarısı da bu: Divriği şehirden çıkıp öğleden sonra uğranacak bir yer değil. İnsanların en sık yaptığı hata, Divriği'yi haritada aynı ilin içinde görüp yarım günlük bir sapma sanmak. Gerçekte ayrı bir gün, tercihen orada bir gece.
Sivas kime uyar: taş işçiliğine, mimarlık tarihine, Selçuklu ve erken Cumhuriyet dönemine ilgi duyanlara. Ayrıca kalabalıktan hoşlanmayan, bir yapının önünde yirmi dakika durup detay bakabilen gezginlere. Kime uymaz: yoğun bir gece hayatı, deniz veya yürüyüş rotaları arayanlara. İl geneline yayılmış göller ve kaplıcalar var, ama bunlar şehrin ana hikayesi değil, yanına eklenen şeyler.
Hızlı cevap
Sivas'a Selçuklu medreseleri için gelinir, merkezde iki gün ve Divriği için ayrı bir gün ayırın.
- Medrese meydanı tamamen yürünebilir, merkez için araba gerekmez.
- Divriği merkeze yaklaşık 2,5 ila 3 saat mesafede, ayrı bir gün planlayın.
- Divriği Ulu Camii'nin uzun süren restorasyonu tamamlandı ve yapı 6 Mayıs 2024'te ziyarete açıldı.
- Göller, kaplıcalar ve höyükler için araba şart, toplu taşımayla zor.
1. Şifaiye Medresesi
Meydanın en önemli yapısı ve muhtemelen Sivas'ta göreceğiniz en değerli şey. 1217'de Selçuklu Sultanı I. İzzeddin Keykavus yaptırmış. Darüşşifa olarak, yani hem hastane hem tıp okulu olarak kurulmuş ve dünyada ayakta kalan en eski hastane yapılarından biri sayılıyor. Bunun ne demek olduğunu içeri girince anlıyorsunuz: burası bir ibadet yapısı değil, işlevi olan bir kurum. Avlusu, revakları ve öğrenci hücreleri hâlâ okunuyor.
Güney eyvanında İzzeddin Keykavus'un türbesi var. İçinde farklı boylarda on iki sanduka bulunuyor, sultanın ailesine ait. Türbenin çini ve sırlı tuğla süslemesi, Selçuklu sanatının en zengin örnekleri arasında gösteriliyor ve gerçekten de yapının geri kalanından ayrılıyor. Yapı 1937'de, sonra 2008 ile 2011 arasında onarım gördü. Bugün Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne bağlı, müze ve kültür alanı olarak kullanılıyor. Ziyaret saatlerini resmî kaynaktan teyit edin, mevsime göre değişiyor.
2. Çifte Minareli Medrese
Şifaiye'nin tam karşısında, aradaki mesafe otuz adım. Bu yakınlık tesadüf değil, meydanın bütün mantığı bu. 1271-72'de, taçkapı kitabesine göre İlhanlı veziri Şemseddin Cüveyni yaptırmış.
Burada dürüst olmak gerek, çünkü fotoğraflar yanıltıyor. Medresenin iç mekanı yok. Ayakta kalan tek şey, iki minaresiyle birlikte doğu cephesi. Yani karşınızda bir bina değil, bir duvar var. Arkasına geçtiğinizde boşluk görüyorsunuz. Bunu bilerek gitmek gezinizi bozmuyor, aksine cepheye bakma şeklinizi değiştiriyor: bu artık bir yapının girişi değil, tek başına ayakta duran bir taş ve tuğla yüzeyi. Taçkapının işçiliği ve minarelerin tuğla örgüsü yakından bakmayı hak ediyor. Günün erken saatlerinde ışık cepheye doğrudan geliyor ve oymaların derinliği daha net okunuyor. Öğleden sonra cephe gölgede kalıyor.
3. Buruciye Medresesi
Meydanın en derli toplu duran yapısı ve bu yüzden ilk kez gelenler için en kolay okunanı. 1271-72'de, III. Gıyaseddin Keyhüsrev döneminde Muzafferüddin Burucirdi yaptırmış. Adını Hemedan yakınlarındaki Burucird'den alıyor, yani banisi İran'dan gelen biri. Medresede pozitif bilimler okutulduğu belirtiliyor.
Diğerlerinden farkı, bütününün ayakta olması. Açık avlu, avluyu çevreleyen revaklar ve öğrenci hücreleri yerinde. Bir medresenin nasıl çalıştığını, öğrencinin nerede yattığını ve dersin nerede yapıldığını burada gerçekten görebiliyorsunuz. Çifte Minareli'de eksik olan şey tam olarak bu. Taç kapısı ve iç cephesi, dönemin Selçuklu taş oymacılığının iyi örnekleri arasında gösteriliyor. 1965-66'da onarılıp müzeye çevrilmiş, sonrasında da çalışma görmüş. Avluda oturup meydanın kalabalığından çıkmak mümkün. Giriş koşullarını resmî kaynaktan teyit edin.
4. Kale Camii
Medrese meydanının kenarında, Selçuklu yapılarının hemen yanında duran bir Osmanlı camisi. Meydandaki üç medreseden sonra buraya girmek ölçek olarak bir rahatlama sağlıyor, çünkü burası gösteri yapmaya çalışmayan, işlek bir mahalle camisi.
Rehberlerde genelde atlanır ve atlanması da anlaşılır, çünkü Şifaiye ve Buruciye'nin yanında iddiası yok. Ama meydanı anlamak için faydalı bir durak. Sivas'ın merkezi yüzyıllar boyunca aynı yerde kalmış ve her dönem kendi yapısını aynı alana eklemiş. Selçuklu medresesi, Osmanlı camisi ve az ötede erken Cumhuriyet'in kongre binası birkaç yüz metre içinde. Kale Camii bu katmanlanmanın orta halkası. İçerisi sade. Namaz vakitlerinde girmemeye dikkat edin, burası aktif bir ibadet yeri ve turistik bir yapı gibi davranmıyor.
5. Sivas Atatürk Kongre ve Etnografya Müzesi
Eylül 1919'da Sivas Kongresi bu binada toplandı ve bu, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş anlarından biri. Yapı önceden okul olarak kullanılıyordu. Bugün müze.
Binanın gücü mimarisinden gelmiyor, odalarından geliyor. Kongrenin yapıldığı salon korunmuş durumda ve masanın etrafında durduğunuzda mekanın ne kadar küçük olduğunu fark ediyorsunuz. Ülkenin geleceğini belirleyen tartışmaların yapıldığı yer, orta boy bir sınıf büyüklüğünde. Bu, tarihi kitaptan okumakla aynı şey değil. Müzenin etnografya bölümünde ise yöreye ait giysi, dokuma ve gündelik eşya bulunuyor.
Meydandaki medreselerden birkaç dakika yürüme mesafesinde, dolayısıyla aynı gün içinde rahatça birleştirilir. Sivas'a mimari için gelseniz bile burayı atlamayın, çünkü şehrin neden hâlâ önemli olduğunu açıklayan durak burası. Açılış saatleri ve giriş için resmî kaynaktan teyit alın.
6. Sivas Kalesi ve Kale Parkı
Beklentinizi baştan ayarlayın: burada bir kale yok. Bir tepe, üzerinde park düzenlemesi ve yer yer duvar izleri var. Sivas'ın uzun tarihine rağmen kaleden geriye kayda değer bir şey kalmamış. Gittiğinizde göreceğiniz şey, yürüyüş yolları, oturma alanları ve şehre bakan bir manzara.
Yine de meydandan sonra buraya çıkmanın bir anlamı var. Yükseklik fazla değil ama Sivas'ı yukarıdan görmeye yetiyor ve şehrin ne kadar düz bir arazide, ne kadar açıkta kurulduğunu buradan anlıyorsunuz. Bozkırın şehri her taraftan çevrelediği görülüyor. Yerel halk için burası bir gezinti alanı, akşamüstü çay içilen bir park. Turistik bir durak gibi davranmıyor ve bu iyi bir şey. Meydandan yürüyerek çıkılır, birkaç yüz metre. Rüzgarlı bir tepe olduğunu unutmayın, ilkbahar ve sonbaharda üşütür.
7. Sivas Ulu Camii
Şehrin en eski camisi ve 1196-97'de Kutbeddin Melikşah döneminde Kızılarslan bin İbrahim yaptırmış. 1212'de I. İzzeddin Keykavus onartmış, minaresi 1213'te tamamlanmış. Yani medrese meydanındaki yapıların hepsinden eski.
Buraya süs beklentisiyle gitmeyin. Ulu Cami, Sivas'ın gösterişli yapılarının tam tersi: alçak, süssüz ve çok ayaklı. İçeride sıra sıra sütunlar var ve mekan derinlemesine uzuyor. Selçuklu'nun erken dönemine ait bu tip camilerde amaç etkilemek değil, kalabalığı almak. Bu sadelik, aynı şehirde elli yıl sonra yapılan Gök Medrese'nin cephesiyle yan yana düşününce anlamlı hale geliyor: aynı kültür, iki farklı iddia. 1955'te yapılan onarım sırasında hem yapım hem onarım kitabeleri bulunmuş. Meydandan yürüyerek gidilir, birkaç dakika. Aktif bir cami, namaz vakitlerine dikkat edin ve içeride sessiz olun.
8. Kurşunlu Hamamı
Çarşının içinde, Paşabey Mahallesi tarafında kalan tarihi bir hamam. Ulu Cami'den birkaç dakika yürüme mesafesinde, dolayısıyla aynı rotaya kolayca giriyor.
Burada net olmak gerekiyor: tarihi hamamların işletme durumu Türkiye'de sık değişiyor. Kapalı olabilir, restorasyonda olabilir, sadece belirli günlerde veya belirli saatlerde erkek ve kadınlara açık olabilir. Gitmeden önce mutlaka teyit edin, kapısına dayanıp geri dönmek can sıkıcı. Yıkanmak istemeseniz bile dışarıdan yapının kendisine bakmaya değer, çünkü çarşı dokusunun içinde kalmış eski bir yapı ve Sivas'ın gündelik hayatının nasıl bu tarihi merkezin üstüne kurulduğunu gösteriyor. Çevresindeki kunduracılar çarşısı da kendi başına ilginç. Fiyat ve hizmet bilgisi için doğrudan işletmeye danışın, internetteki bilgiler eskiyor.
9. Gök Medrese
Meydandan yaklaşık yarım kilometre güneyde, ayrı bir yürüyüş gerektiriyor ama bunu yapın. 1271'de, III. Gıyaseddin Keyhüsrev döneminde Selçuklu veziri Sahip Ata Fahreddin Ali yaptırmış. Mimarı Kaluyan.
Sivas'ta taş ve çini işçiliğinin en yoğun olduğu cephe burada. Adını, süslemesinde kullanılan turkuaz çinilerden alıyor. Taçkapı, iki yanındaki minarelerle birlikte, tek bir yüzeye ne kadar bilgi sıkıştırılabileceğinin örneği. Minareler tuğla örgülü ve yaklaşık 25 metre. Yapı 1934 ile 1967 arasında müze olarak kullanılmış, 1978'de kapsamlı onarım ve kazı görmüş. Bugün de kültür yapısı olarak etkin.
Meydandaki üç medreseyi gördükten sonra buraya gelmek doğru sıra, çünkü Gök Medrese'nin cephesi diğerlerinin yanında bile abartılı duruyor ve karşılaştırma yapabiliyorsunuz. Erişim ve ziyaret durumunu resmî kaynaktan teyit edin.
10. Sivas Arkeoloji Müzesi
Merkezin kuzeyinde, Mevlana Mahallesi tarafında. Medrese meydanından yürünecek mesafede değil, kısa bir taksi veya araç yolculuğu gerekiyor.
İlin arkeolojik buluntularını bir arada toplayan yer. Sivas ili höyükler ve antik yerleşimler açısından zengin ve bu rehberdeki Sarissa gibi alanlardan çıkan malzemenin bir kısmı müze koleksiyonlarına giriyor. Arazide temel seviyesinde taş görmek ile aynı yerleşimden çıkmış eşyayı vitrin arkasında görmek birbirini tamamlıyor, o yüzden Hitit dönemi ilginizi çekiyorsa buraya araziden önce gelmek daha mantıklı.
Beklentiyi ölçülü tutun: burası büyük bir ulusal müze değil, il müzesi ölçeğinde. Yine de Sivas'ın Selçuklu öncesine ait binlerce yıllık bir yerleşim geçmişi olduğunu gösteriyor ve şehri sadece 13. yüzyıldan ibaret görmenizi engelliyor. Açılış günleri ve saatleri için resmî kaynaktan teyit alın.
11. Surp Anapat Kilisesi
Şehrin kuzeybatısında, merkezden birkaç kilometre uzakta kalan bir Ermeni kilisesi kalıntısı. Sivas'ın uzun süre kalabalık bir Ermeni nüfusa ev sahipliği yaptığını hatırlatan az sayıdaki fiziksel izden biri.
Dürüst olalım: burası düzenlenmiş bir ziyaret alanı değil. Yapı bakımsız ve kalıntı halinde. Tabela, bilgilendirme panosu veya düzgün bir yol beklemeyin. Konumu yerleşimin dışında kaldığı için araçla gitmek ve son bölümü yürümek gerekebilir. Yapının içine girerken dikkatli olun, kalıntıların sağlamlığı garanti değil.
Buna rağmen listeye almamızın sebebi şu: Sivas'ın hikayesini yalnızca Selçuklu medreseleri üzerinden anlatmak eksik bir anlatı olurdu. Bu şehirde başka topluluklar da yaşadı ve yapıları da vardı. Onlardan geriye kalanın bugünkü hali de bilginin bir parçası. Sadece taş oymacılığı için geldiyseniz bu durağı atlayabilirsiniz, ama şehri anlamak istiyorsanız uğrayın.
12. Soğuk Çermik
Sivas merkezin kuzeyinde, araçla yaklaşık yarım saat kadar mesafede bir termal alan. Adı yanıltıcı, "soğuk" ifadesi ilin diğer kaplıcalarına göre görece daha ılık suyu tarif ediyor.
Burası bir doğa durağı değil, tesis odaklı bir yer. Termal havuzlar ve konaklama işletmeleri etrafında kurulmuş. Yürüyüş parkuru, manzara noktası veya piknik alanı beklentisiyle giderseniz hayal kırıklığı yaşarsınız. Ama Sivas'ta birkaç gün geçirip soğuk havada dolaştıktan sonra sıcak suya girmek istiyorsanız merkeze en yakın seçenek burası, Kangal'daki Balıklı Kaplıca'ya göre çok daha erişilebilir.
Tesislerin çalışma durumu, giriş koşulları ve günübirlik kullanım imkanı değişkenlik gösteriyor. Rezervasyon gerekip gerekmediğini ve günübirlik girişin mümkün olup olmadığını önceden sorun. Fiyat bilgisi için doğrudan işletmelere danışın, üçüncü el kaynaklara güvenmeyin.
13. Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası
Sivas'a gelmenin ikinci sebebi ve muhtemelen Türkiye'de göreceğiniz en sıra dışı yapı. 1228-29'da Mengücekler döneminde yapılmış. Kitabeye göre caminin banisi Ahmedşah bin Süleyman, darüşşifanınki ise Turan Melek bint Fahreddin Behramşah. Mimarı Ahlatlı Hurremşah. 1985'ten beri UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde.
Ünü taş kapılarından geliyor ve bu ün abartı değil. Kuzey taçkapısındaki yüksek kabartma oymacılık, hem derinliği hem de yoğunluğuyla Anadolu mimarisinde gerçek bir karşılığı olmayan bir iş. Motifler tanıdık bir düzene oturmuyor, ölçek beklenmedik yerlerde değişiyor ve sonuç ortaçağ dünyasında oyulmuş en tuhaf şeylerden biri. Fotoğraflar bunu aktaramıyor, çünkü mesele yüzeydeki desen değil, gölgenin taşın içine ne kadar girdiği. Darüşşifa kapısı farklı bir tasarımda, anıtsal sivri kemerli ve ortasında pencere var.
Uzun süren restorasyon tamamlandı ve yapı 6 Mayıs 2024'te yeniden ziyarete açıldı. Yine de gitmeden önce güncel erişim durumunu resmî kaynaktan teyit edin.
14. Divriği cam teras
Ulu Cami'nin doğusunda, kasabaya yukarıdan bakan bir seyir terası. Camiden araçla birkaç dakika.
İşlevi basit: Divriği'yi ve külliyeyi bütün olarak görmek. Aşağıda dar sokaklar arasında dolaşırken caminin vadideki konumunu ve kasabanın ne kadar küçük olduğunu kavramak zor. Yukarıdan bakınca yapının neden oraya, o yamacın üstüne kurulduğu anlaşılıyor. Bu, camiyi gezdikten sonra gitmek için iyi bir sebep, çünkü gördüğünüz şeyi yerine oturtuyor.
Cam zeminli seyir terasları Türkiye'de son yıllarda çoğaldı ve çoğu benzer. Bunu bir cazibe merkezi olarak değil, manzara noktası olarak düşünün. Yüksekten rahatsız oluyorsanız cam bölüme çıkmadan da manzarayı görebilirsiniz. Işık için ikindi sonrası iyi. Çalışma saatleri ve açık olup olmadığı mevsime göre değişebiliyor, sorun.
15. Balıklı Kaplıca
Kangal ilçesinde, Sivas merkezden araçla yaklaşık iki saat. Bu bir gezi durağı değil, tedavi merkezi ve gitmeden önce bunu bilmek gerekiyor.
Kaplıcanın havuzlarında yaşayan küçük balıklar, sedef gibi cilt hastalıklarının tedavisinde kullanılıyor ve bu yüzden buraya tıbbi ziyaretçiler geliyor. Yurt dışından gelenler de var. Ziyaretçilerin çoğu birkaç saatliğine değil, günlerce veya haftalarca kalıyor ve düzenli seanslara giriyor. Yani ortam bir turistik tesisten çok bir tedavi tesisine benziyor.
Merakla uğrayıp yarım saat kalmak istiyorsanız, gördüğünüz şey mütevazı bir tesis olacak ve iki saatlik yolu haklı çıkarmayabilir. Ama bu tür bir tedaviyle ilgileniyorsanız veya Kangal yönüne zaten gidiyorsanız mantıklı. Tedavi programları, konaklama ve giriş koşulları için doğrudan tesise danışın ve sağlıkla ilgili kararları hekiminize sorun.
16. Alacahan Kervansarayı
Kangal ilçesinde, Balıklı Kaplıca'ya veya Divriği yönüne giderken yol üstüne düşen bir Selçuklu kervansarayı. Kendi başına iki saat yol yapmaya değmez, ama zaten o yoldaysanız durmamak yazık olur.
Kervansaraylar Selçuklu'nun yol ağını ayakta tutan yapılardı ve bugün Anadolu'ya dağılmış halde duruyorlar. Alacahan bunlardan biri. Merkezdeki medreselerin ince işçiliğini burada aramayın: kervansaray işlevsel bir yapı, kalın duvarlı ve savunmalı. Karşılaştırma yapmak açısından faydalı, çünkü aynı devletin aynı yüzyılda hem bunu hem Gök Medrese'nin cephesini yaptığını görüyorsunuz. Biri gösteri, diğeri altyapı.
Yapının korunma durumu ve içine girilip girilemediği değişebiliyor. Yol kenarında olduğu için kısa bir mola yeterli, on beş yirmi dakika. Erişim durumunu önceden teyit edin.
17. Gökpınar Gölü
Zara ilçesinde, Sivas merkezden araçla yaklaşık bir buçuk saat. İl genelindeki doğa duraklarının en bilinenlerinden.
Bir kaynak gölü, yani suyu yerin altından geliyor ve bu yüzden yıl boyu soğuk ve berrak kalıyor. Berraklık gerçek: dipteki bitkiler ve taşlar yüzeyden görünüyor. Fotoğraflarda gölün turkuaz göründüğünü fark edeceksiniz, bu ışığa bağlı olarak gerçekten oluyor ama her saatte değil.
Beklentiyi doğru kurun: burası yüzülecek bir yer değil. Su soğuk ve göl korunan bir alan. Etrafında yürüyüş için düzenlenmiş kısa yollar ve oturma alanları var. Hafta sonları ve yaz aylarında yerel ziyaretçiyle doluyor, sessizlik istiyorsanız hafta içi gidin. Zara yönüne çıkıyorsanız yarım gün ayırmak yeterli. Alanın giriş kuralları ve varsa ücreti değişebilir, gitmeden teyit edin.
18. Hafik Gölü
Sivas merkeze en yakın göl, araçla yaklaşık kırk beş dakika. Karstik bir göl, yani zeminin çözünmesiyle oluşmuş bir çukurda birikmiş su.
Gökpınar'ın berraklığını burada beklemeyin. Hafik daha sakin, daha sıradan bir göl ve asıl değeri erişilebilirliğinde. Merkezde iki gün geçirip taş ve müze gördükten sonra kısa bir mola vermek istiyorsanız, yarım günü aşmayan tek seçenek bu. Göl çevresi kuş gözlemi için elverişli, özellikle göç dönemlerinde.
Etrafında yürünecek alanlar ve oturma yerleri var. Yaz aylarında yerel ziyaretçi geliyor, dışında sakin. Buraya bir gezi durağından çok bir nefes molası gözüyle bakın: manzara ölçülü, ama merkezin yoğun taş programından sonra düz bir su yüzeyine bakmak iyi geliyor. Yol asfalt ve sorunsuz. Mevsime göre su seviyesi değişiyor.
19. Dipsiz Göl
Doğanşar ilçesinde, merkezden araçla yaklaşık iki saat kuzeyde. Küçük bir obruk gölü ve bu rehberdeki en az ziyaret edilen durak.
Adı iddialı, boyu mütevazı. Gölün kendisi küçük ve etrafı sade. Buraya gitmenin sebebi manzaranın olağanüstü olması değil, yolun kendisi ve varınca kimseyle karşılaşmama ihtimali. Doğanşar Sivas'ın en az nüfuslu ilçelerinden ve o yöne çıktığınızda trafik neredeyse yok.
Bunu net söyleyelim: sadece bu göl için iki saat araba kullanmak çoğu gezgin için mantıklı değil. Eğer Sivas'ta beş altı gününüz varsa, kalabalıktan tamamen uzaklaşmak istiyorsanız ve kuzeydeki yolları merak ediyorsanız gidin. Yoksa Hafik veya Gökpınar aynı ihtiyacı çok daha az yolla karşılıyor. Yol koşullarını mevsime göre kontrol edin, kışın bu yönde ulaşım zorlaşıyor.
20. Sarissa (Kuşaklı Örenyeri)
Altınyayla ilçesinde, merkezden araçla yaklaşık iki saat güneybatıda. Bir Hitit kenti kalıntısı ve Sivas'ın Selçuklu öncesine ait en somut izlerinden.
Beklentiyi baştan düşürelim: burada ayakta duran bir yapı yok. Gördüğünüz şey temel seviyesinde taş sıraları, şehir surunun izi ve tapınak alanlarının planı. Yani hayal gücü gerektiriyor. Arkeolojiye ilgi duymayan biri için bu arazi boş bir tepeden farksız görünebilir ve bu tepkiyi anlamak gerek.
İlgi duyan için ise değeri şu: Sarissa kazılmış ve yayımlanmış bir yerleşim, planı okunabiliyor. Sivas'ta 13. yüzyıl taşına odaklandıktan sonra buraya gelmek zaman ölçeğini genişletiyor, çünkü bu yerleşim medreselerden yaklaşık iki bin yıl önce kurulmuş. Şehirdeki Arkeoloji Müzesi'ni de gördüyseniz iki durak birbirini tamamlıyor. Alanın açık olup olmadığını ve kazı sezonu durumunu önceden teyit edin.
Divriği'ye nasıl gidilir
Bu rehberin en çok tekrar edilmesi gereken bilgisi: Divriği, Sivas merkezden yaklaşık 2,5 ila 3 saat. Mesafe kuş uçuşu kısa görünse de yol dağlık ve virajlı, dolayısıyla haritadaki süreye güvenmeyin. Şehirden çıkıp öğle yemeğinden sonra uğranacak bir yer değil.
Doğru plan şu: Divriği'ye ayrı bir gün ayırın. Sabah erken çıkın, camiyi ve darüşşifayı acele etmeden gezin, cam terasa çıkın, akşam dönün. Bu, günün büyük kısmını yolda geçirmek demek ama yapılabilir. Daha iyisi Divriği'de bir gece kalmak. Kasabada konaklama seçenekleri sınırlı, o yüzden önceden ayarlayın.
Araçla gitmek en pratik yöntem. Sivas ile Divriği arasında tren bağlantısı da bulunuyor ve tarifeleri TCDD üzerinden kontrol edebilirsiniz, ancak sefer sıklığı gezinizi planlamanıza uygun olmayabilir. Otobüs seçeneği için ilçe otogarından güncel bilgi alın.
Restorasyon durumu hakkında: 2010'da başlayan kapsamlı restorasyon süreci uzun sürdü, 2015'te ihale yapıldı, 2019'da mali sebeplerle durdu, 2022'de yeniden başladı ve tamamlanarak yapı 6 Mayıs 2024'te ziyarete açıldı. Yani uzun yıllar süren kapalılık ve koruma örtüsü dönemi sona erdi. Buna rağmen gitmeden önce güncel durumu resmî kaynaktan teyit edin, çünkü bu ölçekte bir yapıda bölümlere yönelik çalışmalar tekrar gündeme gelebiliyor.
Nasıl gidilir
Sivas'a uçakla gelmek mümkün. Sivas Nuri Demirağ Havalimanı şehrin kuzeyinde ve İstanbul ile Ankara bağlantıları bulunuyor. Sefer sıklığı sınırlı, o yüzden tarihlerinizi biletlere göre kurmanız gerekebilir. Güncel tarife için havayolu şirketlerinden teyit alın.
Trenle gelmek de bir seçenek ve Sivas Türkiye demiryolu ağının önemli düğümlerinden biri. Ankara ile Sivas arasında yüksek hızlı tren hattı hizmet veriyor, doğuya giden konvansiyonel hatlar da şehirden geçiyor. Sefer saatleri ve süreleri için TCDD'nin güncel bilgilerine bakın.
Şehre vardığınızda önemli olan şu: medrese meydanı tamamen yürünebilir. Şifaiye, Çifte Minareli, Buruciye ve Kale Camii birbirinden dakikalar uzaklıkta. Ulu Cami ve Kurşunlu Hamamı yürüyerek erişilir. Gök Medrese yarım kilometre güneyde, yine yürünür. Yani merkez için araba gerekmiyor, hatta araba park sorunu yaratıyor.
Bunun dışındaki her şey için araç şart. Divriği, Kangal, Zara, Hafik, Doğanşar ve Altınyayla toplu taşımayla zor. Kiralık araç merkezden ayarlanabilir. Mesafeler uzun ve yollar boş, o yüzden yakıt ve mola planlamasını önceden yapın.
Ne zaman gidilir
Sivas 1.280 metrede ve iklimi bu yüksekliğe göre. Kış uzun ve sert. Aralık'tan Mart'a kadar sıcaklıklar düzenli olarak sıfırın altında, kar yaygın ve ilçe yolları kapanabiliyor. Kış aylarında merkezdeki medreseleri gezmek mümkün ama dışarıda geçirilen her dakika zorlu, ve Divriği, Doğanşar gibi yönlere çıkmak riskli.
En iyi dönem geç ilkbahardan sonbahara. Mayıs, Haziran, Eylül ve Ekim en dengeli aylar: hava açık, sıcaklık makul, yollar sorunsuz. Temmuz ve Ağustos sıcak ve kuru geçiyor, gündüz sıcaklıkları yükseliyor ama nem düşük olduğu için sahil kadar yormuyor. Yaz aylarında göller ve kaplıcalar yerel ziyaretçiyle doluyor, özellikle hafta sonları.
Eylül'ün özel bir yanı var: Sivas Kongresi'nin yıldönümü Eylül başına denk geliyor ve şehirde anma etkinlikleri oluyor. Kongre Müzesi'ni o günlerde gezmek anlamlı ama daha kalabalık.
İlkbahar başı, yani Nisan, kararsız. Bazı yıllar açık ve güzel, bazı yıllar hâlâ karlı. Bu dönemde geliyorsanız yol durumunu günlük kontrol edin ve kalın giyinin. Yüksek rakımda gece ile gündüz arasındaki fark her mevsim yüksek, yazın bile akşamları serinliyor.
Ne yenir
Sivas köftesi şehrin en bilinen yemeği. İnce, uzun ve ızgarada pişen bir köfte ve Türkiye'nin diğer köfte geleneklerinden ayrılıyor. Şehirde yaygın olarak bulunuyor.
Katmer Sivas'ta ciddiye alınan bir iş. Burada katmer tatlı bir hamur işi değil, kat kat açılmış, yağlanmış ve fırınlanmış bir ekmek türü. Kahvaltıda ve gün içinde yeniliyor. Şehirdeki fırınlarda ve pastanelerde bulunur.
Kebap gelenekleri açısından Sivas kendi çizgisinde. Bölgede tandır ve fırın usulü etler yaygın, güneydoğunun acılı kebap kültüründen farklı bir yerde duruyor. Etin kendisi öne çıkıyor, baharat geri planda.
Bunlara ek olarak yöreye özgü hamur işleri ve çorbalar var. Sivas'ın mutfağı iddialı bir gastronomi rotası değil, ama dürüst ve doyurucu. Şehirde uzun süredir çalışan yerler var, hangisinin bugün iyi olduğunu yerel halka sorun. Fiyatlar ve işletmeler değiştiği için burada isim vermiyoruz.
Sık sorulan sorular
**Sivas için kaç gün ayırmalıyım?**
Merkez için iki tam gün yeterli. Medrese meydanı, Kongre Müzesi, Ulu Cami, Gök Medrese ve Arkeoloji Müzesi bu sürede rahatça geziliyor. Divriği için ayrı bir gün ekleyin. Göller ve kaplıcaları da istiyorsanız dört ile beş gün planlayın.
**Divriği'yi Sivas merkezden günübirlik gezebilir miyim?**
Teknik olarak evet, ama yolda yaklaşık beş ile altı saat geçirmiş olursunuz. Sabah erken çıkmak şart. Mümkünse Divriği'de bir gece kalın, kasabayı ve camiyi acele etmeden görürsünüz. Konaklama seçenekleri sınırlı olduğu için önceden ayarlayın.
**Divriği Ulu Camii şu anda açık mı, restorasyon bitti mi?**
Uzun süren restorasyon tamamlandı ve yapı 6 Mayıs 2024'te ziyarete açıldı. Yıllarca süren kapalılık dönemi sona erdi. Yine de yola çıkmadan önce güncel durumu resmî kaynaktan teyit etmenizi öneririz.
**Medreseleri gezmek için araba gerekir mi?**
Hayır. Şifaiye, Çifte Minareli, Buruciye ve Kale Camii aynı meydanda, Kongre Müzesi birkaç dakika yürüme mesafesinde. Ulu Cami, Kurşunlu Hamamı ve Gök Medrese de yürünebilir. Araba sadece ilçelere çıkmak için gerekli.
**Kangal'daki balıklı kaplıcaya gezi amaçlı gidilir mi?**
Gidilebilir ama beklentinizi ayarlayın. Burası bir tedavi tesisi ve ziyaretçilerin çoğu cilt rahatsızlıkları için uzun süreli kalıyor. Merkezden yaklaşık iki saat. Sadece merak için o yolu yapmak çoğu gezgin için verimli olmuyor.
**Kışın Sivas'a gitmek mantıklı mı?**
Merkezdeki yapıları görmek için mümkün, ama zorlu. Sıcaklıklar sıfırın altında, kar yaygın ve ilçe yolları kapanabiliyor. Divriği veya göller programınızdaysa kışı seçmeyin. Geç ilkbahar ile sonbahar arası çok daha rahat.
Planlama Soruları
Sivas rehberi ne anlatıyor?
Sivas'ı tek meydanda toplanan Selçuklu medreseleri, Kongre Müzesi ve UNESCO listesindeki Divriği Ulu Camii ile gerçek mesafelerle planlayan rehber.
Sivas için 4K yürüyüş videosu izleyebilir miyim?
Evet. Sayfa, Sivas rotasını gitmeden önce büyük ekranda önizleyebilmeniz için ilgili Travel Walk Tours videolarına bağlanır.
Bu sayfayı gezi planında nasıl kullanmalıyım?
Önce hızlı cevabı okuyun, rota notlarını inceleyin, ardından ilgili şehir sayfası ve yürüyüş videolarıyla sokak dokusu, süre, manzara ve yakın rehberleri karşılaştırın.