Seyahat Blogu

Eskişehir'de Gezilecek Yerler: Odunpazarı, Porsuk ve Frig Rehberi

Eskişehir'i Odunpazarı renkli evleri, Porsuk Çayı ve gondollar, müzeler, Özgürlük Tepesi ve Frig Vadisi ile planlayan öğrenci şehri rehberi.

Eskişehir19 dk okuma
Eskişehir'de Gezilecek Yerler: Odunpazarı, Porsuk ve Frig Rehberi
Eskişehir'i Odunpazarı renkli evleri, Porsuk Çayı ve gondollar, müzeler, Özgürlük Tepesi ve Frig Vadisi ile planlayan öğrenci şehri rehberi.
Eskişehir Türkiye Walking Tour 4K - One of the Most Livable Cities in the World

Bu rotayı yürü

Eskişehir Türkiye Walking Tour 4K - One of the Most Livable Cities in the World

4K yürüyüşü izle

Haritada gezilecek yerler

20 nokta

Numaralar yazıdaki sıralamayla eşleşir. Pin’e dokunup yol tarifi alabilirsiniz.

Eskişehir: öğrenci şehri etiketinin altında kalan il

Eskişehir'i tarif etmenin kolay yolu var: genç, düzenli, yürünebilir bir üniversite şehri, ortasından Porsuk Çayı geçiyor, suyun üstünde gondollar süzülüyor. Bu tarif yanlış değil. Sorun, doğru olduğu için insanı orada durdurması.

Çünkü Eskişehir bir şehir değil, bir il. O ilin sınırları içinde, Sivrihisar'da, 2023'te UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne kesin olarak yazılmış bir cami var: ahşap direkli, 1274-75 tarihli Sivrihisar Ulu Camii. Güneyde ise Frig Vadisi'nin Eskişehir tarafı uzanıyor: Midas Anıtı, kaya kaleleri, oyulmuş mezar cepheleri. Bunların hiçbiri Odunpazarı'nda kahve içip trene binen ziyaretçinin gördüğü şey değil.

En sık yapılan hata bu: Eskişehir'i bir hafta sonu molası sanmak. İkinci hata da bunun tersi, ilin tamamını arabasız gezmeye çalışmak. Merkez yürünür, il yürünmez.

Kime uyar: rahat bir şehir hafta sonu isteyenlere; müze ve kafe kadar boş antik alanlarda yürümeyi de sevenlere; bir gününü kırsal yollara ayırmayı göze alanlara. Kime uymaz: her şeyi tramvay mesafesinde bekleyene.

Hızlı cevap

Sadece merkez için bir tam gün yeter. Sivrihisar'ı veya Frig tarafını da istiyorsanız hesap değişir.

  • Merkez kompakt ve yayadır; Odunpazarı, müzeler ve Porsuk kıyısı yürüme mesafesinde.
  • Sivrihisar Ulu Camii için yarım gün ayırın; merkeze yaklaşık 100 kilometre.
  • Frig tarafı (Midas Anıtı, Han ilçesi) tam gün ve pratikte araç ister.
  • Müze gün ve saatlerini resmî kaynaklardan teyit edin; pazartesi kapalı olanlar var.
  • İlkbahar ve sonbahar en rahat mevsimler; kış kırsal yolları zorlaştırır.

1. Odunpazarı tarihi evleri

Odunpazarı, şehrin en eski mahallesi ve karakterini en iyi anlatan yeri. Tepeye doğru kıvrılan dar sokaklarda restore edilmiş Osmanlı ahşap evleri sıralanıyor; cepheler pastel ve canlı renklere boyanmış, cumbalar sokağa sarkıyor. Mahalle 2012'den beri UNESCO Dünya Mirası geçici listesinde, "Odunpazarı Tarihî Kentsel Sit Alanı" adıyla kayıtlı.

Evlerin bir kısmı hâlâ konut, bir kısmı kafe, atölye ve butik otel. Sokak aralarında lületaşı işleyen ustaların vitrinlerine denk geliyorsunuz. Zemin taşlık ve eğim ciddi; rahat ayakkabı işinizi görür.

Dürüst not: renk şiddeti kısmen restorasyon tercihi. Bazı cepheler özgün ahşabın doğal tonundan çok daha parlak boyanmış ve mahalle bunun için eleştiriliyor da. Yine de doku gerçek, ölçek gerçek, sokak düzeni gerçek.

Kalabalık meselesi mevsime bağlı. Hafta sonu öğleden sonraları ana sokaklar fotoğraf çeken gruplarla doluyor; sabah erken saatlerde mahalle neredeyse sizin oluyor. Acele etmeden dolaşın ve ana akstan sapın; listenin merkezdeki maddelerinin çoğu bu mahallenin içinde veya kenarında başlıyor.

2. Kurşunlu Külliyesi ve Lületaşı Müzesi

Odunpazarı'nın ortasındaki Kurşunlu Külliyesi, 16. yüzyıl başında yaptırılmış bir Osmanlı yapı topluluğu. Adını caminin kurşun kaplı kubbesinden alıyor. Cami, kervansaray, medrese ve mutfak yapıları avlu çevresinde duruyor; renkli sokakların ortasında sakin bir boşluk.

Külliyenin bölümleri bugün farklı işlerde kullanılıyor ve lületaşı müzesi de bunlardan birinde. Lületaşı Eskişehir'le özdeşleşmiş beyaz, hafif, işlenebilir bir taş; dünyadaki en iyi yataklarının önemli bölümü bu ilin köylerinde. Ustaların elinde pipoya, tespihe ve süs eşyasına dönüşüyor, vitrindeki oymalar taşın ne kadar ince işlendiğini gösteriyor.

Yani burası bakılıp geçilecek bir anıt değil, mahallenin çalışan parçası. Avlu, Odunpazarı'nın fotoğraf noktalarına göre sessiz kalıyor ve mahallenin Osmanlı dönemindeki halini hayal etmek için en doğru yer.

Cami ibadete açık; namaz vakitlerine ve kılık kıyafete dikkat etmek yeterli. Hangi bölümün açık olduğu değişebiliyor, yerinde bakın. Lületaşı almayı düşünüyorsanız şunu bilin: piyasada plastik ve preslenmiş taş tozu karışımı taklitler dolaşıyor, gerçek lületaşı hafif ve gözenekli. Atölyeden ustanın elinden almak en güvenlisi.

3. Odunpazarı Modern Müze (OMM)

Tarihî dokunun hemen kenarında, Japon mimar Kengo Kuma'nın tasarladığı ahşap yapı. Üst üste bindirilmiş kütlelerden oluşan bina, çevredeki evlerin cumbalı siluetine bilinçli bir gönderme yapıyor ve 2019'da açıldığından beri şehrin en çok konuşulan yapısı.

İçeride modern ve çağdaş sanat ağırlıklı bir koleksiyonla dönemsel sergiler var. Bina kendisi de serginin parçası gibi: ahşap iç mekânlar, ortadaki galeri boşluğu ve tepeden gelen ışık, eserler kadar dikkat çekiyor.

Beklentiyi kuralım: koleksiyon büyük bir uluslararası müze ölçeğinde değil ve sergi değişimlerine bağlı olarak gezme süreniz bir saatin altına inebilir. Bina için gelenler nadiren pişman oluyor, koleksiyon için gelenler bazen.

Ahşabın kokusu ve dokusu iç mekânda gerçekten hissediliyor; bu, fotoğraflarda geçmeyen bir şey. Kuma'nın binası mahalleye saygılı mı yoksa fazla mı iddialı, Eskişehir'de hâlâ tartışılıyor.

Genelde pazartesi kapalı ve giriş ücretli; saatleri ve sergi programını resmî kanallardan teyit edin. Odunpazarı yürüyüşüyle aynı yarım güne rahat sığıyor.

4. Yılmaz Büyükerşen Balmumu Heykeller Müzesi

Türkiye'nin ilk balmumu heykel müzesi ve Odunpazarı'nın en beklenmedik durağı. Şehrin uzun süre belediye başkanlığını yapan Yılmaz Büyükerşen'in kendi yaptığı figürlerle başlamış; bugün tarihî kişilikler, sanatçılar ve tanıdık yüzler bir arada.

İşçilik ciddi. Madame Tussauds ölçeğinde bir kurum beklemeyin, ama figürlerin bir bölümü şaşırtıcı derecede iyi ve yerel tarihe ayrılmış odalar burayı sıradan bir fotoğraf müzesinden ayırıyor.

Çocuklu ailelerle iyi çalışıyor, yetişkinler için de yarım saatlik keyifli bir mola. Kalabalık saatlerde odalar dar geliyor ve fotoğraf sırası oluşuyor; hafta içi sabah daha rahat.

Aynı çevrede kentin diğer müzeleri de kümeleniyor: cam sanatları, ahşap eserler, kent belleği, Cumhuriyet tarihi, hatta bir daktilo koleksiyonu. Çoğu küçük ve birkaç oda büyüklüğünde, yani bir yarım günde birkaçını birden gezmek mümkün. Hepsi yürüme mesafesinde, hepsinin gün ve saati ayrı; ziyaret öncesi güncel bilgiyi kontrol edin.

5. Eti Arkeoloji Müzesi

Merkezin batısında, il arkeoloji müzesi. Frig Vadisi'ne gitmeden önce ya da döndükten sonra uğramak için doğru yer, çünkü ilin höyüklerinden ve kaya alanlarından çıkan buluntular burada toplanıyor: Frig seramikleri, Roma ve Bizans dönemine ait taş eserler, Şarhöyük kazılarından gelen malzeme.

Küçük bir müze ve öyle davranın. Bir saat fazlasıyla yeter. Ama Midas Anıtı'nın önünde durmadan önce Friglerin kim olduğuna dair somut bir fikir edinmek, o günü belirgin biçimde iyileştiriyor.

Sergileme yer yer eski usul, açıklama panoları her vitrinde aynı doyurucu değil ve İngilizce bilgi sınırlı olabiliyor. Yine de merkezdeki müze kümesinin en bilgilendirici üyesi.

Konum olarak diğer müzelerden biraz ayrı, Odunpazarı kümesinin batısında kalıyor; yürünür ama Odunpazarı turuna kendiliğinden eklenmiyor, ayrıca planlamak gerek. Gün ve saatler için resmî kaynaklara bakın.

6. Kent Park ve Porsuk kıyısı

Porsuk şehri ikiye bölüyor ve Eskişehir'in gündelik hayatı büyük ölçüde bu suyun kıyısında geçiyor. Köprüler, yürüyüş yolları ve kıyı kafeleri akşamüstü kalabalıklaşıyor; suyun üzerindeki gondollar ve küçük tekneler şehre kendine has bir görüntü veriyor.

Gondol fikri Venedik'ten ödünç ve turistik bir numara. Şehir bunu sahiplenmiş durumda, yerli halk da biniyor, kimse ciddiyet iddiasında değil ve köprü altlarından geçmek gerçekten keyifli. Süre ve ücret sezona göre değiştiği için güncel bilgiyi iskelede alın.

Kıyı boyunca doğuya yürürseniz yol sizi Kent Park'a çıkarır: Porsuk boyunca uzanan, yaklaşık 270 bin metrekarelik, göleti ve adası olan geniş bir park. Merkezdeki yoğunluktan uzak, yerlilerin akşam yürüyüşü yaptığı yer.

Suyun kendisi konusunda beklenti kurmayalım: Porsuk merkezde ıslah edilmiş, kanal gibi düzenlenmiş bir çay ve berrak değil. Kıyıdaki hayat suyun kendisinden daha iyi. Yine de köprüden köprüye yürümek, bir bankta oturup suyu izlemek ve kıyı kafelerinden birine oturmak, Eskişehir'i doğru anlamanın en kısa yolu.

7. Sazova Bilim, Kültür ve Sanat Parkı

Merkezin batısında, şehrin en büyük park kompleksi. En bilinen yapısı masal şatosu: kuleleriyle çizgi film dekorunu andıran bina parkın simgesi olmuş. Yanında korsan gemisi görünümlü bir tekne, bilim merkezi, hayvanat bahçesi ve geniş yürüyüş alanları var.

Açık konuşalım: burası yetişkin gezgin için değil, aile için tasarlanmış bir yer. Şato tarihî bir yapı değil, 2000'lerde yapılmış bir eğlence dekoru. Çocuklar bayılıyor; mimari beklentisiyle gelen yetişkin omuz silkiyor.

Çocukluysanız yarım gün rahat geçer; bilim merkezi ve hayvanat bahçesi çocukları uzun süre oyalıyor. Değilseniz kısa bir yürüyüş ve birkaç fotoğraf yeter, o zamanı Odunpazarı'nda geçirmek daha iyi olabilir.

Hayvanat bahçesi konusunda bir not: barınma koşulları modern hayvan refahı standartlarının gerisinde kalıyor ve bu tür yerlere mesafeli duran ziyaretçiler bu bölümü atlamayı tercih edebilir.

Park merkeze birkaç kilometre; tramvayla veya kısa bir taksiyle gidiliyor. Giriş ücretsiz, içindeki bazı birimler ayrıca ücretli. Hafta sonları oldukça kalabalık, hafta içi sakin.

8. Şarhöyük (Dorylaion)

Merkezin kuzeydoğusunda, Eskişehir'in antik atası Dorylaion'un durduğu höyük. Gördüğünüz şey görkemli sütunlar değil, katman katman yükselen bir yerleşim tepesi ve süren kazı alanı: Frig, Helenistik, Roma, Bizans ve Osmanlı izleri aynı tepenin içinde üst üste. Dorylaion, kaplıcaları ve yol kavşağındaki konumuyla antik kaynaklarda geçen, Bizans döneminde önemli bir merkezdi.

Beklentiyi baştan kuralım: burası herkese göre değil. Restore edilmiş bir tiyatro veya gezi düzeni aramayın. Alan aktif bir arkeolojik kazı; görünürlük mevsime ve kazı dönemine göre değişiyor, bazı zamanlarda kapalı olabiliyor.

Arkeolojiye meraklıysanız dört bin yıllık bir şehrin tek tepede sıkışmasını görmek etkileyici. Meraklı değilseniz atlayın, gönül rahatlığıyla; bu listede kaçırılması en az sorun yaratan durak burası.

Bir ayrıntı işi ilginçleştiriyor: Birinci Haçlı Seferi'nin 1097'deki Dorylaion Muharebesi bu adı taşıyor, ama savaşın tam olarak nerede yapıldığı tartışmalı ve höyüğün kendisiyle özdeş değil.

Merkezden ulaşım kısa, şehir hattı otobüsü ve taksiyle gidiliyor. Gitmeden önce alanın açık olup olmadığını teyit edin.

9. Musaözü Tabiat Parkı

Merkezin güneybatısında, yaklaşık 30 kilometre uzakta, gölet çevresinde çam ormanıyla kaplı bir tabiat parkı. Eskişehirlilerin hafta sonu piknik ve yürüyüş için çıktığı klasik yer.

Bu bir doğa harikası değil, bunu baştan söyleyelim. Orta ölçekli bir gölet, çevresinde ağaçlar, mangal alanları ve yürüyüş patikaları. Ama Eskişehir'in bozkır kenarındaki bir il olduğunu ve şehirlinin yeşile nereye çıktığını anlamak için doğru durak.

Şehirde iki günden fazla kalıyorsanız ve bir sabahı boşluğa ayırmak istiyorsanız işe yarar. Sadece hafta sonunu geçirecekseniz listenin gerisinde kalması normal.

Hafta sonları ve bayramlarda kalabalık ve mangal dumanı ciddi boyuta ulaşıyor; sessizlik arıyorsanız hafta içi gidin. Araçla gitmek en pratik yol, toplu taşıma seçenekleri sınırlı ve saatler sizi kısıtlar.

Giriş ve kullanım koşulları, tabiat parkı statüsü nedeniyle değişebiliyor; kalkmadan önce güncel resmî bilgiyi kontrol edin.

10. Porsuk Barajı

Şehre karakterini veren çayı besleyen baraj, merkezin yaklaşık 45 kilometre güneybatısında. Geniş bir su kütlesi, çevresinde tepeler ve kıyıda balık lokantaları.

Buraya bir gezi noktası olarak değil, bir kaçamak olarak gidiliyor. Yerliler için hafta sonu öğle yemeği ve manzara demek. Gezgin için değeri, Porsuk'un şehirdeki o evcil, kanal gibi halinden önce nasıl bir su olduğunu görmek.

Kendi aracınız yoksa zahmetli ve muhtemelen listenizde ilk sıraya girmez. Ama araçla Frig tarafına ya da güneye gidiyorsanız yol üstüne yakın bir mola olarak mantıklı.

Su seviyesi mevsime ve kurak yıllara göre belirgin biçimde düşüyor; geç yazda gördüğünüz göl ilkbahardakinden epey küçük olabilir ve kıyı çekilmiş görünür. Baraj bir gezi hedefi değil, bir yemek molası; beklentiyi buna göre kurun.

Lokantaların açık olup olmadığı mevsime göre değişiyor; kalkmadan teyit edin.

11. Sivrihisar Ulu Camii

İlin en önemli yapısı merkezde değil. Sivrihisar Ulu Camii, Eskişehir'e yaklaşık 100 kilometre doğudaki Sivrihisar ilçesinde ve 2023'te UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne kesin olarak yazıldı. Bu bir geçici liste kaydı değil: Komite'nin 45. oturumunda alınan 45 COM 8B.46 sayılı kararla, (ii) ve (iv) ölçütleri üzerinden tescil edildi. Dosya numarası 1694, serinin adı "Anadolu'nun Orta Çağ Dönemi Ahşap Direkli Camileri" ve Sivrihisar bu serinin 1694-003 numaralı bileşeni. Diğer dördü Afyon Ulu Camii, Ankara'daki Ahi Şerefeddin (Arslanhane) Camii, Kastamonu Kasaba'daki Mahmut Bey Camii ve Beyşehir'deki Eşrefoğlu Camii.

1274-75'te yapılan cami dışarıdan iddiasız görünüyor: taş duvarlar, sade bir kütle. İçeri girince mesele anlaşılıyor. Çatıyı taşıyan ahşap direkler sıra sıra yükseliyor, başlıklarında oyma bezemeler var ve tavan düz ahşap. Bu yapı sistemi Anadolu'ya özgü ve bu ölçekte ayakta kalan örnek sayısı çok az. Cami ibadete açık; namaz vakitlerine dikkat edin.

12. Sivrihisar kasabası

Camiye gelip hemen dönmek yazık olur, çünkü Sivrihisar'ın kendisi de bir durak. Kasaba, adını veren sivri kaya kütlelerinin dibine kurulmuş; kayalar kasabanın üstünde dikilip duruyor ve ilçeye tuhaf, sert bir arka plan veriyor.

Sokaklarda Ulu Camii'nin yanı sıra başka Selçuklu ve Osmanlı yapıları var: mescitler, kümbetler, hamamlar, taş konaklar. Bir kısmı restore edilmiş, bir kısmı kaderine bırakılmış. Merkezde küçük bir kilim müzesi ve açık hava heykel alanı da bulunuyor.

Bir buçuk saatlik yürüyüş kasabayı çıkarır. Beklentiyi doğru kurun: burası düzenlenmiş bir turizm kasabası değil, işleyen bir ilçe merkezi. Hafta içi öğleden sonra sokaklar sessiz olabiliyor, kafe ve lokanta seçeneği sınırlı, bazı yapılar kapalı bulunabiliyor.

Kayalara tırmanan bir patika var ve yukarıdan kasabanın çatıları ile bozkır bir arada görünüyor. Tırmanış kısa ama dik; sıcakta öğleyi seçmeyin.

Sivrihisar ayrıca eski bir Ermeni ve Rum nüfusun yaşadığı yerdi; kasaba dokusundaki bazı taş yapılar bu geçmişten kalma ve bu katman genelde anlatılmıyor.

13. Nasreddin Hoca köyü (Hortu)

Sivrihisar'a bağlı, eski adı Hortu olan ve bugün resmen Nasreddin Hoca adını taşıyan köy. Kaynakların çoğu Nasreddin Hoca'nın 13. yüzyılda burada doğduğunu kabul ediyor; Akşehir ise mezarına sahip çıkıyor.

Şunu net söyleyelim: köy küçük ve gösterişsiz. Anıt, mezar taşı, birkaç düzenleme ve Hoca'nın adını taşıyan alanlar var, o kadar. Görsel bir doyum arıyorsanız burası size göre değil.

Buranın değeri başka: Türk mizahının en tanınmış figürünün çıktığı yerin, hâlâ tarlaların ortasında sıradan bir Orta Anadolu köyü olduğunu görmek. Şöhretin memlekete pek bir şey getirmediğini görmek de bir tür bilgi.

Her temmuz düzenlenen Nasreddin Hoca şenlikleri sırasında Sivrihisar ve köy hareketleniyor; yılın geri kalanında burası çok sessiz.

Sivrihisar'a zaten gelmişseniz ve yarım saatiniz varsa uğrayın. Sırf bunun için Eskişehir'den yola çıkmayın. Araç şart, toplu taşıma pratik değil.

14. Pessinus (Ballıhisar)

Sivrihisar'ın güneyinde, Ballıhisar köyünün içinde duran antik kent. Pessinus, ana tanrıça Kybele kültünün en önemli merkezlerinden biriydi ve MÖ 204'te Romalılar tanrıçanın kutsal taşını buradan alıp Roma'ya götürdü. Yani bu köy, Roma dininin bir parçasının çıkış noktası.

Bugün görülen şey mütevazı: tapınak terasının basamakları, kanal biçiminde uzanan mermer bir yapı, dağınık taş bloklar. Köyün evleri kazı alanının arasına girmiş durumda ve ikisi iç içe geçiyor.

Beklentinizi ayarlayın; burası Efes değil. Ayakta duran bir yapı yok, açıklama panosu az ve alanı okumak için önceden biraz bilgi gerekiyor. Eti Arkeoloji Müzesi'ne uğradıysanız burası daha anlamlı hale geliyor.

Ama Kybele'nin merkezinde durup çevredeki bozkırı görmek, tarihe meraklı biri için Sivrihisar gününe iyi bir ikinci durak ekliyor. Kazılar uzun yıllardır sürüyor ve alan hâlâ tam olarak anlaşılmış değil.

Sivrihisar'dan araçla kısa bir mesafe. Alanın açık olup olmadığı değişebiliyor, gitmeden teyit edin.

15. Yunus Emre Türbesi (Mihalıççık)

Mihalıççık'a bağlı Yunusemre köyünde, Yunus Emre'nin mezarı olduğu ileri sürülen türbe. Burada dürüst olmak gerek: Yunus Emre'nin mezarı olduğunu iddia eden yer sayısı ondan fazla ve hiçbiri kesin değil. Karaman, Aksaray ve başkaları da aynı iddiada.

Eskişehir'in iddiası eski ve güçlü sayılanlardan; türbe ve çevresindeki düzenleme buna göre yapılmış, yanında küçük bir müze de var. Yapı yeni, tarihî bir dokusu yok.

Kime uyar: Yunus Emre'yle ilgisi olan, Türk tasavvuf edebiyatına meraklı ziyaretçiye. Kime uymaz: mimari veya manzara arayan gezgine. Buraya gelmek bir hac gibi, gezi gibi değil; bunu bilerek yola çıkın.

Köy küçük ve hizmet noktası neredeyse yok; yiyecek içecek konusunda kendinize yetin.

Merkeze yaklaşık 100 kilometre doğuda ve pratikte araç gerekiyor. Sivrihisar da doğuda ama farklı bir hat üzerinde; ikisini aynı güne koymak sandığınızdan uzun sürer, ayrı plan yapın.

16. Seyyid Battal Gazi Külliyesi

Seyitgazi ilçesinde, tepenin doğu yamacına yayılmış külliye. Emevi döneminde Bizans'a karşı savaşırken ölen ve zamanla efsaneleşen Battal Gazi adına kurulmuş; Selçuklu döneminde inşa edilip Osmanlı eklemeleriyle büyümüş.

Yapı topluluğu avlular, türbeler, cami, medrese ve dervişlere ayrılmış bölümlerden oluşuyor. Battal Gazi'nin türbesi külliyenin çekirdeği ve yanında büyük boyutlu bir sanduka daha var; efsane bunu Bizanslı bir prensese bağlıyor. Külliye Bektaşi geleneğinde de önemli bir yer ve hem Sünni hem Alevi ziyaretçi alıyor.

Yapı topluluğunun kendisi görsel olarak da güçlü: kalın taş duvarlar, kubbe kümeleri ve tepeden ilçeye bakan bir konum. Anadolu'da senkretizmin, yani farklı inanç katmanlarının aynı yapıda üst üste durmasının en açık örneklerinden biri.

Merkeze yaklaşık 45 kilometre güneyde ve Frig tarafına giden yolun üstünde. Yani Midas Anıtı gününe eklemek doğal, hatta güne buradan başlamak mantıklı. Ziyaret koşulları ve açık olan bölümler değişebiliyor; türbe bölümünde kılık kıyafete dikkat edin.

17. Midas Anıtı (Yazılıkaya)

Frig vadileri Eskişehir, Afyonkarahisar ve Kütahya arasında paylaşılıyor ve bölgenin Eskişehir ayağının merkezi Han ilçesindeki Yazılıkaya. Midas Anıtı burada: kayaya oyulmuş, yaklaşık 17 metre yüksekliğinde dev bir Frig cephesi.

MÖ 8-6. yüzyıllara tarihlenen anıtın yüzeyi geometrik desenlerle kaplı ve üzerinde ana tanrıça Matar kültüyle ilişkilendirilen Frigçe yazıtlar var. Adı Kral Midas'a yapılan bir ithaftan geliyor. Bir mezar değil, açık hava tapınağı işlevi gördüğü düşünülen kült cephesi.

Yazıtların ne dediği tam olarak çözülmüş değil; Frigce sınırlı biçimde okunabiliyor ve "Midas" adı da bir kişiden çok bir unvan olabilir. Kral Midas efsanesiyle bağlantı bu yüzden tahmin edildiğinden zayıf.

Merkeze yaklaşık 85 kilometre. Yollar kırsal, tabelalar her yerde yeterli değil, toplu taşıma pratik değil. Kendi aracınız veya kiralık araç en gerçekçi çözüm. Su ve atıştırmalık alın, bölgede hizmet noktası az.

Karşılığında çoğu gün anıtın önünde tek başınıza duruyorsunuz. Türkiye'de bu ölçekte bir antik eserin önünde yalnız kalmak neredeyse başka hiçbir yerde mümkün değil.

18. Midas Kenti akropolü

Anıtın hemen üstündeki düzlük, çoğu ziyaretçinin atladığı kısım ve alanın asıl hikâyesi burada. Kayaya oyulmuş basamaklı yollar, sarnıçlar, tünel ağızları, tahıl çukurları ve bitmemiş ikinci bir anıt cephesi var.

Yürüyerek dolaşmak bir saatten fazla sürebiliyor ve zemin taşlık; düzgün ayakkabı şart. Yaz ortasında gölge yok denecek kadar az, öğle saatlerinden kaçının.

Buranın değeri şu: aşağıdaki anıt tek bir etkileyici yüzeyken, yukarısı bir yerleşimin nasıl doğrudan kayanın içine kazındığını gösteriyor. Frigler bu işi taş taşıyarak değil, taşı oyarak yaptı ve fark ancak yukarı çıkınca anlaşılıyor.

Bitmemiş anıt cephesi özellikle ilgi çekici; işin ortasında bırakılmış bir yüzey, oyma tekniğinin nasıl ilerlediğini adım adım gösteriyor. Bu tür bir belge tamamlanmış eserlerde görünmüyor.

Korkuluk ve güvenlik düzenlemesi yok denecek kadar az; kenarlara dikkat edin, özellikle çocukluysanız. Anıta kadar gelip buraya çıkmamak, gezinin yarısını kaçırmak demek.

19. Gerdekkaya Kaya Mezarı

Seyitgazi'ye bağlı Çukurca köyü yakınında, kayaya oyulmuş bir anıt mezar. Cephesinde üçgen alınlık ve iki sütun var; arkasında iki ayrı kapı ve iki mezar odası, odaların içinde kemerli lahitler.

Tarihlemesi tartışmalı. Yapının Helenistik döneme ait olduğu düşünülüyor, ancak Frig geleneğiyle bağlantısı da tartışılıyor; bölgedeki kaya işçiliği çizgisi kolay ayrılmıyor.

Adı "gerdek odası" çağrışımından geliyor ve bu tür kaya anıtlarına halk arasında sıkça verilen bir isim; Anadolu'da birden fazla Gerdekkaya var, karıştırmayın.

Burası küçük bir durak, yarım saat yeter. Anıt bakımsız ve üzerinde isim kazımaları var; korunma durumu iyi değil ve bunu görmek insanı biraz üzüyor.

Frig gününüzde Seyitgazi ile Han arasında yol alıyorsanız mantıklı bir ara nokta, çünkü tam güzergâhın üstünde. Yol kırsal, son bölümü stabilize olabiliyor; hava kötüyse durumu önceden sorun ve alçak araçla zorlamayın.

20. Pişmiş Kale

Yazılıkaya'nın kuzeyinde, çevresine hâkim bir kaya kütlesinin üstüne kurulmuş Frig kaya kalesi. Kayaya oyulmuş basamaklar, oyuklar ve tahkimat izleri hâlâ okunuyor.

Buraya gelen ziyaretçi çok az ve bu iyi haber. Kalabalık yok, bilet gişesi yok, düzenleme de yok. Çıkış patikası belirgin değil ve tırmanışın son kısmı dikkat istiyor; ıslakken kaygan olabiliyor. Yalnız gidiyorsanız birine haber verin.

Yukarıdan görülen manzara Frig vadilerinin neye benzediğini tek karede anlatıyor: dalgalı bozkır, aniden yükselen tüf kütleleri, aralarında tarlalar. Kalenin neden buraya kurulduğu da aynı anda anlaşılıyor, çevredeki her yol yukarıdan görünüyor.

Adının nereden geldiği net değil; kayanın pişmiş toprak rengi çağrışımına bağlayanlar var.

Midas Anıtı'nı gördükten sonra hâlâ vaktiniz ve enerjiniz varsa buraya çıkın. Yoksa gönül rahatlığıyla atlayın; zorunlu durak değil ve Frig gününüz onsuz da tam sayılır.

Nasıl gidilir

En pratik yol yüksek hızlı tren. YHT hattı şehri İstanbul ve Ankara'ya bağlıyor; Ankara'dan yaklaşık bir buçuk saat, İstanbul'dan üç saat civarı ve gar merkeze yürüme mesafesinde. Sefer ve biletler için TCDD kanallarını kontrol edin; hafta sonu biletleri erken tükenebiliyor.

Otobüsle de düzenli sefer var, otogar merkeze tramvayla bağlı. Havalimanı üzerinden sınırlı uçuş bulunuyor ama çoğu ziyaretçi için tren daha rahat.

Şehir içinde merkez yürünebilir; Odunpazarı, müzeler ve Porsuk kıyısı birbirine yakın. Tramvay Sazova gibi noktalara ulaşımı kolaylaştırıyor.

Asıl mesele merkez dışı. Sivrihisar'a otobüs var ama saatler sizi kısıtlar. Frig tarafı, Seyitgazi ve Yunusemre için toplu taşıma gerçekçi değil; kiralık araç veya tur en makul çözüm. Güzergâhı önceden doğrulayın.

Kaç gün

Bir tam gün: Odunpazarı, müzeler, Porsuk kıyısı. Şehri gördünüz sayılır.

İki gün: birinci gün merkez, ikinci gün Sivrihisar Ulu Camii ve kasaba, isterseniz Pessinus ekli. Hafta sonu için en dengeli plan bu.

Üç gün: üçüncü günü Frig tarafına ayırın. Seyitgazi Külliyesi, Gerdekkaya, Midas Anıtı ve akropol. Bu gün araçla ve erken başlamayı istiyor.

Dört gün ve üstü Musaözü, Porsuk Barajı ve Yunusemre'yi ekler; çoğu gezgin için fazla.

Ne zaman gidilir

İlkbahar ve sonbahar en rahat mevsimler. Nisan-Haziran ve Eylül-Ekim arası hem şehir yürüyüşleri hem Frig gezisi için doğru pencere.

Yaz gündüzleri sıcak. Merkezde Porsuk kenarı akşamları serinliyor ama Frig tarafında gölgesiz bozkırda öğle sıcağı gerçek bir sorun; erken çıkın.

Kış soğuk ve karlı. Odunpazarı'nın renkli evleri kar altında iyi görünüyor. Ama Frig tarafındaki kırsal yollar zorlaşıyor, bazı alanlar pratikte erişilemez oluyor; kışın gelirseniz planı merkeze ve Sivrihisar'a kurun.

Üniversite dönemi şehri canlı tutuyor. Yaz tatilinde merkez sakinleşir; kalabalık sevmeyene avantaj, canlılık arayana kayıp.

Ne yenir

Her şeyin üstünde çibörek var. İnce açılmış hamurun içine az kıyma ve soğan konup yağda kızartılan bu börek, şehre yerleşen Kırım Tatarlarının mirası. Sıcak sıcak, elle yenir; yanında ayran standarttır. Yerlisi "çibörek" der, "çiğ börek" yazan tabelalara da rastlarsınız. Bir tanesi kimseye yetmez.

İkinci klasik met helvası: tel tel açılan, ağızda dağılan bir un helvası. Kutuda satıldığı için eve götürmelik olarak da işe yarıyor.

Bunların yanında kuzu etiyle yapılan balaban tava ve Tatar mutfağından gelen diğer hamur işleri var. Odunpazarı çevresi ve merkezdeki lokantalar bu tatlar için doğru bölge. Merkezdeki Hanımeli Sokağı da yeme içme ve el işi tezgâhlarının toplandığı kısa bir sokak; Odunpazarı'nda değil, çayın kuzeyinde.

Sık sorulan sorular

**Eskişehir'de UNESCO Dünya Mirası var mı?** Evet. Sivrihisar Ulu Camii, 2023'te 45. oturumda alınan 45 COM 8B.46 sayılı kararla, (ii) ve (iv) ölçütleriyle listeye kesin olarak yazıldı; beş bileşenli "Anadolu'nun Orta Çağ Dönemi Ahşap Direkli Camileri" serisinin (dosya 1694) 1694-003 numaralı bileşeni. Odunpazarı ise 2012'den beri geçici listede, ama geçici liste tescil değildir.

**Kaç gün ayırmalı?** Merkez için bir tam gün. Sivrihisar'ı eklerseniz iki, Frig tarafını da isterseniz üç gün.

**Frig Vadisi'ne arabasız gidilir mi?** Pratik olarak hayır. Han ilçesi için toplu taşıma yetersiz; kiralık araç veya günübirlik tur gerçekçi çözümler.

**Afyon rehberindeki Frig noktalarıyla aynı yerler mi?** Hayır. Frig vadileri üç il arasında paylaşılıyor. Ayazini, Göynüş ve Aslankaya Afyon tarafında; Midas Anıtı, Pişmiş Kale ve Gerdekkaya Eskişehir tarafında. İkisini tek güne sığdırmak zor.

**Odunpazarı evleri gerçekten tarihî mi?** Doku ve yapılar gerçek, ama renkler büyük ölçüde restorasyon tercihi ve özgün ahşabın doğal tonundan parlak. Mahalle bu yüzden eleştiri alıyor. Yine de Türkiye'nin en iyi korunmuş Osmanlı sivil mimarlık dokularından biri.

Planlama Soruları

Eskişehir rehberi ne anlatıyor?

Eskişehir'i Odunpazarı renkli evleri, Porsuk Çayı ve gondollar, müzeler, Özgürlük Tepesi ve Frig Vadisi ile planlayan öğrenci şehri rehberi.

Eskişehir için 4K yürüyüş videosu izleyebilir miyim?

Evet. Sayfa, Eskişehir rotasını gitmeden önce büyük ekranda önizleyebilmeniz için ilgili Travel Walk Tours videolarına bağlanır.

Bu sayfayı gezi planında nasıl kullanmalıyım?

Önce hızlı cevabı okuyun, rota notlarını inceleyin, ardından ilgili şehir sayfası ve yürüyüş videolarıyla sokak dokusu, süre, manzara ve yakın rehberleri karşılaştırın.

Paylaş

WhatsAppXFacebook

Bu içerik faydalı oldu mu?

Reklam

İlgili Yürüyüş Turları

Eskişehir'de Gezilecek Yerler: Odunpazarı, Porsuk ve Frig Rehberi | Travel Walk Tours